web tasarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
web tasarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ekim 2014

NGZ Aydınlatma Websitesini Yeniledi!

NGZ Aydınlatma Türkiye pazarında 30 yılı aşkın süredir ticaret hayatını çeşitli sektörlerde sürdürmektedir, bu zamana kadar yazarkasa,beyaz eşya, klima sektöründe pazarlama ve satış faaliyetlerini yerine getirmiş şimdilerde ise hem otelcilik (konaklama, yeme içme) sektöründe faaliyetine Marmaris İçmeler’de devam etmektedir. Maharetli firmamız ayrıca aydınlatma alanında da İzmir Gıda Çarşısındaki üç katlı dükkanlarında 5 yılı aşkın süredir hizmet vermektedir.
Talebe göre de ürün siparişi aldıkları  için arge çalışmaları da oldukça gelişmiş ve doğru seçimlerle yapılan ürünleriyle etkin ve etkileyici aydınlatma çözümleri yakalamaktadır.
NGZ Aydınlatma hakkında çok daha fazla detay ve ürün bilgisi için mobil uyumlu kurumsal websitelerini inceleyebilirsiniz.
Website : www.ngzaydinlatma.com

10 Eylül 2014

Web Site Sahibi Olmanız Yetmez





Web sitenizden nasıl verim alabilirsiniz? 

Kullandığımız dijital çağın hızına yetişmek oldukça güç hale gelmişken, sadece web sitenizin var olması tabi ki yeterli değil. Müşterilerinizin ya da potansiyel müşterilerin sizi internet ortamında bulmaları için yapmanız gereken oldukça çok etkinlik var. Ayrıntılı müşteri odaklı çalışmalara girmeden önce web sitenizin bulunabilirliğini internet platformlarına adapte etmelisiniz. Bu işlemleri yaparken eğer uzman değilseniz mutlaka danışman bir firmadan yardım almalısınız. Web siteniz ve şirketiniz için analiz yapılarak proje oluşturulmalı. Yanlış yapılan çalışmalar sitenizi tanıtmak yerine tercih edilmeyecek ya da internet ortamında sıralamalarda çok daha geriye atabilir.

Dijital Uyum 

Web siteniz var ama responsive değil ise yani mobil cihazlarda görünmüyor ya da kötü görüntü veriyor demektir. 4 de 1 oranında geridesiniz demektir. Akıllı telefon ve tablet kullanımı her yıl yaklaşık 2 kat artıyor, bu da iki yıldan eski bir web siteniz var ise mobil internet kullanan kitleye ulaşmada güçlük çekeceğiniz, bulunurluğunuzu azalması anlama geliyor. Sonuç olarak web sitenizi mobil uyumlu yapmalısınız ya da yeni tasarlattığınız bir web sitesiyse tasarımı mobil uyumlu olmalı. Bir de sitenize doğru kodlar ile eklentiler oluşturmalı, sosyal bağlantıları eklemelisiniz.

Arama motorları 



Web sitem var oturup beklerim, müşteri gelir mantığı yersiz. Arama motorlarına sitenizi kaydettirmeniz gerekiyor. Arama motoru sonuçlarında bırakın ilk sayfalarda çıkmayı, sadece var olmak için bile bu çalışmayı yapmalısınız. Hizmet veya ürünlerinizin bilgileriyle insanlar size ancak bu şekilde ulaşabilir. Bu kayıt işlemlerini sitenizi tasarlayan kuruluş gerçekleştirebilir. Arama motorlarında yeni siteleri kayıt sistemi bulunmakta fakat, yanlış veri kayıtlarıyla ve optimizasyon yöntemleriyle siteler bulunamamaktadır. Dilerseniz düşük bütçeler ile SEO hizmeti, reklam hizmeti gibi hizmetlerden yararlanabilirsiniz.

Web site hareketi 

Web sitenizi haraket ettirmelisiniz; ilgili sektörleri, dernek, kamu kuruluşu gibi mecraları takip edebilir bu platformlara üye olabilirsiniz. Alanınızla ilgili e-bülten abonelikleri alabilir, e-bülten gönderimi yapabilirsiniz; e-bülten sayısından önce etkin ve verim alabileceğiniz etkileşimleri ön planda tutmanız fayda sağlayacaktır.

Sektörel şirketlerin bulunduğu platform gibi oluşturulan bazı siteler vardır; bu sitelerde kayıt yaptırabilir, site URL ve şirket bilgileri paylaşımı yapabilirsiniz. Böylelikle şirket adınız, hizmetleriniz ve web adresiniz bir çok defa tıklama almaktadır. Fakat bu işlem biraz tecrübe gerektiriyor. Yanlış platformlarda kayıt yaptırmanız sizi uygunsuz içerik paylaşımı yapan sitelerde var edebilir, link değişimi yapan platformlara kaydınız sizin sitenizi başkalarının lehine kullanıma itebilir, yanlış sayılarda backlink çalışması arama motoru tarafından banlanmanıza yani engellenmenize sebep olabilir. Bu uygulama için uzmanlarla çalışmakta fayda var.



Web site içeriği

Web siteniz var ama ziyaretçilerinizi bir türlü etkileyemiyorsunuz. O zaman içerik konusunda bazı şeyler hatalı demektir.  Site algoritması, dizaynı, bilgiye ulaşım kolaylığı ve en önemlisi kullanıcının yeterli bilgiyi alabilmesi kullanıcıların sizi tercih etmesini, sayfanızı tekrar ziyaret etmesini ve başka kullanıcılara önermesini sağlayacaktır. Yazınsal anlamda gereksiz sözcükler ya da yetersiz bilgiler müşterilerin sizden vazgeçmesine neden olur.

Sosyal Medya

Çok yönlü bir proje olan sosyal medya için yapılacak sınırsız aktivite var. Öncelikle yapmanız gereken sosyal medya hesaplarını açarak sitenize linklerini yerleştirmek olacaktır. Kullanıcıların sizi hangi mecradan arayacağını bilemezsiniz, bu nedenle en azından mesela facebookta temel bilgilerinizin olması ve bu hesapların olası müşterileri sitenize yönlendirmesi çok önemli.

Tüm konularda bilgi için http://www.localveri.com.tr/ sitemizi inceleyebilir,

8 Eylül 2014

Kurumsal Web Site Doğruları



Web site tasarlatan kişilerin çarpıcı ögelerin sıklığını, web sitelerine ilgi çekeceğini zannetmesi yarattıkları en büyük handikaptır. Kişisel web sitelerin, kar ya da beğeni amacı gütmeden ışıltılılarla doldurmasını anlayabiliriz, fakat kurumsal sitelerde bu karışık, göz yoran sözde ahenkli yapı yapılabilecek en büyük yanlış. İnsanların kalite anlayışını maddeleştirmek sonsuz labirent değil; sade, kolay kullanılan, kullanıcının amacını hemen karşılayan ve dizayn olarak da tabiri caizse cool görüntüden geçer.

Öyle ki Forbes dergisi çok değil, geçtiğimiz şubat ayında kurumsal web tasarımları arasında değerlendirme yayınlamıştı. Sanayi eğilimleri anketine göre hemen hemen tüm katılımcılar üç basit başlık altında toplandılar; tepki veren, basit ve hikayesi olan tasarımlar.
Peki bu tasarımı yaratmak için neler yapılmalı? Hatta öncelikle nelerden kaçınmalı? diyebiliriz.


Basit tasarımla yüksek etki

Sade olmaktan korkmayın, sadelik işinizi basit kılmayacak tam aksine güçlendirecek, güçlü görüntü için gereksiz fazlalıklara ihtiyacınız yok. Sıradan görsel tasarım ve bilindik fotoğraflar ile güç ya da kalite oluşturamazsınız.

Tercih edilir bir görüntü, güçlü renk kombinasyonları ve kaliteli tek bir fotoğraf ile oluşturulabilecek bir algıdır. Amacı olan formatlı eklentiler kullanmalısınız, bu eklentiler sürekli çalışır durumda olmalı ve kontrol edilmeli. Deneyimli web tasarım ekibi sizi bu konularda yönlendirmeli, çünkü daha önce zaten benzer şirketler ile çalışmış olacaklar ve sizin gelecekte de doğacak ihtiyaçlarınızı sizden daha iyi öngöreceklerdir. Bir diğer gerçek de özellikle şirket sahiplerinin, şirketlerine dair web sitesinde yaratılabilecek algıyı kişisel ön yargılar ile değerlendirmesidir. Bu ön yargılar ajansların yönlendirmeleri ile kırılabilir ve doğru ekiple müşteri odaklı tasarımlar yaratılabilir.



Tepki verme, tepki oluşturma

Responsive tasarım dediğimiz mobil uyum artık vazgeçilmez, kullanıcılar artık bilgisayar başında değil ve size cep telefonundan ya da tabletinden ziyaret ediyor. Sizden vazgeçmemeleri ve iyi bir görüntü sağlayabilmeniz için 3 saniyeniz var. Ayrıca mobil cihazlarda Google sıralamasında yüzde 1 oranında gerileme yaşanabiliyor, bu oran düşük görünse de sıralama ve hangi sayfada gösterimde olacağınız açısından oldukça belirleyici bir durum.

Mobil uyumlu web siteniz kullanıcı cihazlarında sade, şık ve sizin şirket renklerinin bütünlüğünde bir tasarım ile karşılarına çıktığında; sitenizi incelemeden vazgeçmelerini engellemiş oluyor.

Dizayn ile hikayenizi anlatın

Şirketiniz ile ilgi ya da müşterilerinize aktarmak istediğiniz bilgiler çok olabilir. Lakin özellikle ana sayfada yapacağınız söz kalabalığı daha okumadan kullanıcıları yoracak ve vazgeçmelerine neden olacaktır. Eskilerin dediği gibi 'az laf çok iş' felsefesiyle hareket etmelisiniz. O zaman hikayeyi nasıl anlatacağız? Hikayeyi görsel olarak anlatmak yeni dönemde geçerli bir durum, dijital ortamın hızına yetişmek ve insanların bu koşuşturmada sizinle ilgilenmelerini sağlamak için ekrana göz ucuyla baksalar dahi siz, anlatmak istediğinizi iletebilirsiniz. Araştırmalar 30 saniyeniz olduğunu söylüyor, sayfa başından sonuna kadar bu süreyi değerlendirmelisiniz.




Öncelikle ilk görsel algıyla yani renk ve sizi tanımlayacak bir imaj ile (fotoğraf, grafik çalışması vb.) ne iş yaptığınızı vurgulayın. Kullanıcı sayfayı kaydırdığında mümkünse belirteç niteliğinde ikonlar ile neler yaptığınızı öğrenmeli, biraz daha ilerlediğinde başarılarınıza tanıklık etmeli, son olarak da sizinle irtibata geçmek için ulaşılabilir iletişim bilgilerinizi not almayacak olsa bile görmeli. Kısacası kullanıcıyı ilk bakışta etkilediniz, yaptıklarınız ile merak uyandırdınız, başarılı olduğunuzu kanıtladınız ve iletişime davet ettiniz. 

21 Ağustos 2014

Markam Fark Edilsin


Çağın gerekliliği ileri rekabet ortamında, farklı olmak yetmiyor maalesef; güven verici ve sürekli etki yaratan bir marka olmalısınız. Küçük ölçekl şirketler marka farkındalığına çok önem vermeye biliyor, fakat bu farkındalık çalışmalarını uyguladıklarında önemli gelişmeler elde ediyor. Marka bilinirlilik çalışmasına başlayan kuruluşlar sonrasında yapılacak işler listesinde bu çalışmaları ön plana almaktadırlar.


Markanın bilinirliği ya da farkındalığı hedef müşterilerinizin sizden ne kadar haberdar olduğudur, iyi bir farkındalıktan müşteriler sizi tercih ettiklerinde bahsedebiliriz. Yani aynı özelliklere sahip diğer markaları değil güven duygusuyla müşteriler sizi tercih ettiklerinde.
Bir hizmet ya da ürün alacağınız zaman daha önce kullanmamış olsanız da adını duyduğunuz firmayı tercih edersiniz, çünkü bu şekilde diğer firmalardan yaptığınız alışverişe göre daha az tedirgin olacaksınız bu durum da sizi bilinirliği olan firmaya hemen sürükler. Artan pozitif marka farkındalığının müşteri sadakatinin, kulaktan kulağa pazarlamanın, marka değerinin ve satışların artması artması gibi avantajları da vardır.


Neler Yapmalı?

Markanızı tanıtmak ve bilinçlere yerleştirmek için değişik yollara başvurabilirsiniz. Doğrudan reklamlar ile adınızı duyurabilirsiniz. TV, dergi, iletişim sistemleri, sosyal medya, e-mail pazarlama gibi bir çok yolu bulunmaktadır.

Büyük şirketlerin kullandığı bir diğer yol ise canlı ve kişisel etkinlikler düzenleyerek online etki yaratan kişilerin ürünleri birinci elden deneyimlenmesi için ortam yaratmaktır. 

Genellikle fenomen olarak adlandırdığımız bu kişiler, daha sonra hayranlarına ve takipçilerine söz konusu üründen bahsederek kulaktan kulağa pazarlamanın bir parçası olurlar. Böylelikle bu kişiler hayran ve takipçileriyle bu ürünler hakkında bilgi paylaşımında bulunur tabii hastagler sosyal medyaya mutlaka eklenir. Dostunuzun tavsiye ettiği bir yemek tarifi gibi sürekli aklınızda yer eder.

Bütçe olarak daha başlangıç seviyelerinde çalışmalar uygun maliyetlerde size öngörülerinizden daha fazla getiri sağlayacaktır. Tabi doğru kullanım ile:


  1. Sürekli sosyal medyada yer alın.
  2. Yerel etkinliklere sponsor olun.
  3. Google Adwords, Facebook, web sitesi banner reklamları vs. yoluyla reklam verin.
  4. Gazete, radyo ya da billboard gibi outbound pazarlama yöntemlerini kullanın.
  5. Sektörel etkinliklere katılın.
  6. Blogunuzda düzenli olarak etkili yazılar paylaşın.


19 Ağustos 2014

Web siteniz ve doğru web site yönetimi için 5 püf noktaya dikkat edin.



Artık hiçbir işletmeci dijital dünyanın mali getirisine karşı koyacak durumda değil. Ön görüsü daha yüksek firmalar tüm pazarlama stratejilerini zaten dijital iş hayatına taşımış durumdalar.
Bazı firmalar için tamamen dijital adaptasyon kolay olmayabilir, fakat en azından dijital pazara uyumlu bir web sitesi tüm firmalar için vazgeçilmez bir materyal.


1- Temel sağlam olsun.

Müşterilerin web sitenizi ziyaret saatini ayarlayamazsınız. Bu neden ile sizin web siteniz günün her saati doğru çalışan bir site olmalı. Öyle ki günümüzde kullanıcılar saniyeler içerisinde sizden vazgeçip başka firmaya yönelebilirler. Araştırmalar gösteriyor ki kalabalık görünüme sahip, doğru çalışmayan ya da aradıkları unsuru hemen bulamadıkları web sitelerine güvenmiyor ve 3 saniye içerisinde başka firmaya yöneliyor. Düzgün performans sağlayan alt yapıya sahip web site tasarımları ile bu sorunu ortadan kaldırabilirsiniz.

2- Müşteri müşteriye bakar.


Günümüzde bilgi kirliliğinin oluşumundan ve herkesin dijital platformlarda yer almasına indeksli olarak; müşteriler firmaların söylediklerine değil, diğer kullanıcıların söylediklerine kulak asıyorlar.
Siz de video, yazı, blog vb. şekillerde müşteri görüşlerine yer verebilir ya da sitede müşteri yorumlarına yer verebilirsiniz. Bu unsurlar güven verir ve tercih edilmenize olanak sağlar.



3- Görsel içerikleri ön plana alın.



Video içerikler şimdilerde internette en çok ilgi gören içerik türü. Video kullanıcıların daha çok ilgisini çekmesinin yanı sıra arama motoru optimizasyonu konusunda da avantaj sağlıyor. Ürün tanıtım veya kullanım videoları ya da kullanıcıların video yorumlarını içeren videolar web sitenizin etkisini ve dolayısıyla satışlarınızı artırabilir. Ayrıca küçük çaplı da olsa fotoğraf ya da grafiiksel sunum, bilgilendirici detaylar ya da proje anlatımları oldukça hatırda kalmanızı sağlar.

4- Mobil kullanıcılar zirvede..


Artık kullanıcılar firma ile ilgili ilk bilgiyi hemen mobil cihazlarından araştırıyor, sonrasında ilgisini çeker ise konfor için masaüstü ve ya dizüstü bilgisayarlara yöneliyorlar. E-ticarette de mobil satışların etkisi hızla artmaya başladı. Bugün artık mobil cihazlardan en uygun şekilde görüntülenmesini sağlayacak şekilde hazırlanmayan web siteleri müşterilerini kaçırabiliyor. Bu nedenle web sitenizin mobil uyumlu yani responsive bir şekilde tasarlanmış olduğundan emin olmanızda gerekiyor.

5- Uluslararası düşünün

İnternetin sınırsızlık özelliği dünyaya açılmanıza da olanak sağlıyor. Sizin hedef kitleniz yurtiçi olabilir ama uluslararası pazarları gözden kaçırmamakta fayda var. Eklentiler ile web sitenizi farklı ülkelerden gelecek olan ziyaretçilerin kendi dillerinde içerik bulabileceği şekilde hazırlayacak olursanız satışlarınızı da beklentilerinizin ötesinde artırabilirsiniz.


14 Ağustos 2014

Hala bilgisayardan instagram kullanma keyfini yaşamıyor musunuz?


Telefondan instagram kullanmak oldukça kolay, fakat Instagram hesabı olan şirketler, fotoğrafçılar, bilgisardaki fotoğrafları direkt Instagrama yüklemek isteyen tüm kullanıcılar için biraz dertli bir iş olabiliyor. Sadece Instagram için Gramblr, Instagram ve bir çok android uygulama için BlueStacks uygulamalarını kolaylıkla kullanabilirsiniz.


Uygulamaları Tanıyalım

BlueStacks

Bilgisayarınızda Android işletim sistemindeki programları çalıştırmanızı olanak sağlayan bir uygulamadır. Android işletim sistemi için yazılmış olan oyun ve programlar BlueStacks bilgisayarınızda çalıştırılabilir. Candy Crush Saga, Kik Messenger, Temple Run 2 gibi popüler android uygulamaları BlueStacks üzerinde sorunsuzca bilgisayarda çalışır.
BlueStacks bir anlamda bilgisayarınızı sanal android cihaza çevirmektedir.

Kurulum aşamasını sizlere maddeler halinde aktaralım:
1. Bluestacks'ı indirin ve bilgisayarınıza kurun. Ardından sağ üst köşede bulunan arama sekmesinden Instagram'ı aratın, seçin ve uygulamayı indirin.
2. İndirildikten sonra her zamanki gibi giriş yapın.
3. Masaüstünden bir fotoğraf seçin ve upload edin, kamera butonuna basın ve uygulamayı kullanın. Telefonunuzdan kullandığınız Instagram uygulamasıyla aynı.

Not:Türkçe karakterler ile ilgili sorun yaşayabilirsiniz. Örneğin 'i' harfi için 'ı' tuşuna nokta için 'ç' harfine basmanız gerekebilir; @ işareti için SHIFT ve 2 tuşlarına birlikte basın.



Gramblr

Sadece Instagram hesabınızı kullanmak için, yine fotoğrafları direkt olarak Instagram hesabınızdan paylaşım yapan Gramblr ile işleminizi yapabilirsiniz. Ücretsiz bir masaüstü programı olan Gramblr’ı bilgisayarınıza indirerek fotoğraflarınızı doğrudan Instagram’a yükleyebilirsiniz.

Instagram hesabınızı programla eşleştirmeniz gerekiyor. Daha sonra istediğiniz fotoğrafı seçtikten sonra programa yüklüyorsunuz, çıkan başlık satırına Instagram’da yayınlanacak başlığı yazıyorsunuz. Fotoğraf yüklendiğinde Facebook ve Twitter‘da paylaşabilirsiniz.


Windows (XP,Vista,7,8) ve Mac OSX ile uyumlu olan Gramblr ile ayrıca daha sonra fotoğrafınızı Facebook ve Twitter‘da paylaşabilir; otomatik oluşturulan direkt, web ve HTML linkini çeşitli platformlarda kullanabilirsiniz.

12 Ağustos 2014

Dilsa İnşaat'ın Web Sitesi ile Tam Ekran Görsellik



Dilsa İnşaat tam ekran tasarım ile dijital güzelliğini ön plana aldı. İnşaat sektörünün aranan firmalarından biri haline gelen müşterimizin, değişen dijital platformlara uyum sağlaması için web sitesini tekno dinamikler ile yeniledik.

Projelendirmeden başlayarak anahtar teslimine uzanan sürecin her aşamasında, inşaat işleri konusunda kayda değer tecrübesiyle başarılı işlere imza atan Dilsa İnşaatı, yenilenmiş yüzüyle www.dilsainsaat.com adresinde ziyaret edebilirsiniz.

Fullscreen özelliği ile web sitesi tam ekranda işlerinin gereği olan görsel zenginliği yakalamış oldu. Hem görsel hem de mobil uyum özelliğiyle müşteri ilişkileri artık daha zengin ve tabi ki daha verimli.



Fullscreen tasarımlı ya da mobil uyumlu web siteler hakkında detaylı bilgi edinmek isterseniz bize 444 35 72 nolu telefondan ya da destek@localveri.com.tr mail adresinden ulaşabilirsiniz.

9 Ağustos 2014

All For Hamam Tazelendi




Hamamla ilgili doğru bilgi ve ürünün sunulması için hizmet veren All For Hamam, bu kültürünün devam ettirilebilmesini katkı sağlamak ve müşteri memnuniyeti adına sürekli çalışmalarını yenilemektedir.

Yenilenen websitesi ile Türk Hamamını ve doğal taş ürünlerini en güzel şekilde Türkiye'ye ve dünyaya sergilemekte; dünyada da işbirliklerini güçlendirmektedir.

All For Hamam için yeni dil seçenekleri ekledik; tasarımını yeniledik; artık müşteriler için en önemli unsur olan mobil görünüm için siteyi mobil uyumlu web sitesi haline getirdik.

Bizimle çalıştığı ve yine güzel bir projeye imza atmamıza olanak sağladıkları için Localveri Ailesi olarak teşekkür ederiz.

All For Hamam web sitesini www.allforhamam.com adresinden inceleyebilirsiniz. Mobil uyumlu web site hakkında bilgi almak için bize 444 35 72 nolu numaradan ya da destek@localveri.com.tr mailinden ulaşabilirsiniz. www.localveri.com.tr  

14 Haziran 2014

Web sitem neden mobil uyumlu olmalı?





Büyük beklentiler ile web sitesi yaptırıyorsunuz, istediğiniz tasarıma ulaştığınızda bir süre her şey yolundaymış gibi görünse de; Potansiyel müşterilerinizden yavaş yavaş haberler gelmeye başlıyor. Telefonumdan sitenizi görünteleyemiyorum, iPad’imde site görselleri bozuk, TV’ye bağladığımda site görüntüsü dağılıyor ve benzeri birçok haber. Tabi ki potansiyel müşterileriniz, artık müşteri olmaktan çıkıyor.

Farklı bir mobil web sitesi yaptırmak da sizi kurtarmayacaktır, çünkü yenilenen her teknolojiye uygun ayrı bir web sitesi yaptırmayacaksınız.
Kabul edelim, insanlar artık rahatına daha da düşkün; istedikleri yerden istedikleri gibi internet sörfü yapmak istiyorlar ve kendiişleri dışında diğer web sitelerini daha bireysel olarak gördükleri telefon, tablet, TV gibi mecralarda gerçekleştiriyorlar.

Bu sorunların çözümü de Mobil uyumlu web sitesi yaptırmak ile çözülüyor. İngilizce Responsive Design’dan çevrildiğinde Duyarlı Web Tasarım anlamına gelen uygulama, duyarlı duyarsız herkesin aklında kalması için ‘Mobil Uyumlu Web Sitesi’ olarak anılmakta. 2015’de masaüstü PC kullanımı geri planda kalacağı teknoloji devleri tarafından öngörülmekte, bu da müşterileriniz ya da potansiyel müşterilerin çoğul bağlamda sizi mobil cihazlardan takip edeceği anlamına geliyor.

Uygulama
Mobil Uyumlu Web siteleri, site içerikleri ve düzeninin, kullanıcının şartlarına göre; esnek medya görselleri, taban düzenlemeleri, yeni kodlamalar ve yeni modüller ile kodlanır. Ayrı versiyonlarda web siteniz varsa mobil uyumlu tek web siteyle arama trafiğini tek yöne aktarır hem avantaj sağlar hem SEO uygulamalarınızın verimliliği artar. Arama motorlarında sıranız yükselir.


Son Söz
“Mobil kullanım için optimize edilmemiş bir web sitesini ziyaret etmek, müşteriyi sadece o an için hayal kırıklığına uğratmakla kalmaz, kalıcı bir olumsuz izlenim edinmesine de neden olabilir. Bu durumun, m-ticaret gelirine etkisi bir yana, marka için çok daha ciddi sonuçları da olacaktır.“
Sam Fenton-Elstone

(Medya Müdürü, iCrossing)mobil uyumlu web site

8 Ekim 2013

A' dan Z' ye Pazarlama



 Pazarlama herkesin hiç durmadan yeni birşeyler üretmeye çalıştığı kalabalık ve gürültülü bir bilimdir. (…diye kitaba başlamış yazar.) Her gün yeni birşeyler en yeni, en önemli  ve en etkili pazarlama kavramı olma iddiasıyla sekiz sütuna manşet pazarlama neşriyatında boy gösterir.  Günümüz pazarlama dünyasında herbiri kendi alanında uzman pekçok düşünür olmasına  rağmen “Modern Pazarlamanın Babası” olarak  anılan Philip Kotler Pazarlamayı sistematik bir bilim olarak neredeyse yoktan var eden en önemli isimdir. Üniversitelerde okutulan yirmibeş kitabı bulunuyor.

Kotler’ı farklı kılan Pazarlama konusundaki yaratıcı ve yeni fikirleri değildir. Yaratıcılık ve yeniliğin kural olduğu bu çok sesli arenada herşeyi duyan ve duyduklarını biz sıradan insanların anlayabileceği bir dilde özetleyen insandır Kotler. Yeni bir akım, yeni bir popüler pazarlama kavramı mı çıktı? Herkes nefesini tutar ve Kotler’ın bir sonraki kitabında bu yeni kavrama yer verip  vermeyeceğine bakar. Eğer bir kavram Kotler’ın Pazarlama Kitaplarında  anılmaya başlarsa ciddiye alınmaya başlamış demektir.

Pazarlama konusunda hayat kurtaracak bu kitaptan bir kesiti paylaşıyorum sizlerle; Hiçbir reklam veya satışçı sizi, bir ürünün faydalarına bir dost, bir yakın, eski bir müşteri veya bağımsız bir uzman kadar ikna edici bir şekilde inandıramaz. Bir el bilgisayarı satın almayı planladığınızı ve bütün Palm, HP ve Sony  reklamlarını görmüş olduğunuzu varsayalım. Hatta ürünleri incelemek için bir mağazaya gidip oradaki satışçıyı da dinlemiş olun. Yine de hala  kararsızsınız ve bir türlü ürünü satın alamıyorsunuz. Sonra bir arkadaşınız size Palm’ın hayatını nasıl değiştirdiğini anlatıyor. İşte bu işe yarar.Şirketler, yeni ürün lansmanlarını kuşatan ağızdan ağıza reklam kampanyalarına bayılırlar. Yüksek teknoloji firmalarıürünlerinin önemli dergilerde iyi bir yorum alması için dua ederler. Yazar ağızdan ağıza pazarlama yöntemini böylesine akıcı bir dil ile anlatıyor. Kitap tüm yayınevlerinde satılıyor. Pazarlamaya dair her bilgi de mevcut.


25 Eylül 2013

Mail Reklamın Püf Noktaları


E-posta kampanyaları satışları artırmak,marka bilincini güçlendirmek, çapraz satış yapmak ve müşterilerinizle ilişkilerinizi geliştirmek için kullanabileceğiniz ideal yollardan biridir.

Önce kampanya hedeflerinizi belirleyin;

Kampanyanızı başarılı olarak kabul edebilmek için gerekli olan hedefleri belirlemelisiniz.
Bu gönderim ile satışlarınızın ne kadar artmasını bekliyorsunuz yada kaç kişinin üye olacağını tahmin ediyorsunuz. Burada koyacağınız gerçekçi hedefler kampanyanızın gerçekten başarılı olup olmadığını gösterecektir.

Hedef kitlenizi belirleyin;

Gerçekten kimlere ulaşmak istiyorsunuz? Kampanya öncesinde hedef kitleye ilişkin ciddi bir demografik çalışma yapmalısınız.Öte yandan gönderilecek kitlenin demografik yapısı, gönderilecek mesajlarında farklılaşması anlamına gelecektir.

Vermek istediğiniz mesajı belirleyin ;

Mesajınızı alanların ne yapmalarını bekliyorsunuz?
-Ürünü satın almalarını mı?
-Bir programı bilgisayarlarına yüklemelerini mi?
-Çapraz satış yapmayı mı?
-Sitenize üye olmalarını mı?
-Yeni bir email grubuna üye olmalarını mı?
-Spesifik bir internet sitesini ziyaret etmelerini mi?

Gizlilik taahüdünüzü ve Antispam politikanızı belirleyin;

Kullanıcılar sizin emaillerinizi nerede aldığınızı, nasıl kullanacağınızı ve bu listeden nasıl çıkarabileceklerini bilmek isterler. Mesajınızda gizlilik taahhüdünüzü belirtmeyi ve tamamının görülebileceği bir link’i de üyelikten çıkma linkinin yanına koymalısınız.

Listenizi seçin;

Eğer elinizde belirlenmiş bir liste var ise ki bunun iki faydası vardır; Birincisi bu listedekiler mesajı sizin gönderdiğinizi bilecekler ve yanıt almanız kolaylaşacak. İkincisi ise seçili bir kullanıcı listesi ile daha az maliyetli bir kampanya yapmış olacaksınız.

Bir listeye email gönderirken dikkat edilmesi gereken en önemli şey:

O listedekilerin bu mesajı almak isteyip istemedikleridir.Bu yüzden listenizi oluştururken mesajınızı almak isteyenleri seçmelisiniz. Herhangi bir üyelik vb. kayıt esnasında sonradan gönderilecek mesajları almak isteyip istemediklerini sormalısınız.

Mesaj formatınızı seçin;

Gönderilecek mesajın içeriği ve mesajı doğrultusunda mesajın formatı belirlenir. Bilinen mesaj formatları html, text, richtext vb.dir.

İçeriğinizi Belirleyin;

Mesajınızı açık ve net olarak vermelisiniz. Mesajınız hedefinize ulaşmak için gerekli yaratıcı done’lerle donatılmış olsa da mutlaka yer alması gereken mesajlar vardır;
-Kullanıcının emailini nereden bulduğunuz ve nasıl kullanacağınız yöntemi
-Kolay ve net üyelikten çıkma yöntemi
-Gizlilik taahhüdüne link
-Mesajın kişiselleştirilmesi iyi bir fikir olarak her zaman efektif sonuçlar vermektedir.(Ör. Merhaba Ali Kaplan)
-Firmanıza ilişkin bir email gelmesi
Böylece kullanıcılar yorumlarını gönderebilirler.
İçeriğinizi belirlerken yanlış kitleye yanlış mesaj göndermemeye gayret edin. Örneğin bir bayana bir erkek ayakkabı mesajı gönderilmesi amatör bir kampanya yürütüldüğü imajı doğurabilecektir.

Mesaj tasarımının yapılması ;

Gönderilecek email’de verilmek istenen mesaja gore bir tasarım yapılması çok önemlidir.

Gönderme Metodunun Belirlenmesi ;

Email’i iç kaynaklarınızla mı yoksa dış firma vasıtasıyla mı göndereceğinize karar vermelisiniz.Eğer içerden gönderecekseniz network’ünüzün bu yükü kaldırabileceğinden emin olun. Bilgi işlem bölümü uyarılmadan gönderilen toplu email’lerde sistem problemleri yaşanabilir. Email gönderimlerinin profesyonel email yazılımları ile gönderilmesi uygun bir çözüm olacaktır. Eğer 25.000 ve üstü mesaj gönderimi olacaksa bu tip yazılımlar çok olumlu sonuçlar vermektedir.

Eğer dış firma ile çalışılacaksa firmalarda bazı özellikler aranmalıdır;

-Mesajların tasarımı yada efektifliği konusunda destek veriyorlar mı?
-Sadece gönderim mi yapıyorlar?
-Mesaj listesini size sağlıyorlar mı?
-Yeni email listesi sunuyorlar mı?
-Bounce eden yada üyelikten çıkanların listesini veriyorlar mı?
-Mesajlara ilişkin tıklama yada geri dönüm konusunda raporlama yapıyorlar mı?

Kampanyada yapılacak emailing tutarını belirleyin?

Sadece tek bir mesaj mı gönderilecektir yoksa zaman içerisinde periyodik bir emailing mi yapılacaktır?
Aynı mesaj farklı teklifler ve içerikle mi gönderilecek? Yoksa farklı mesajlar aynı şeyi yaptırmak için mi gönderilecek?
Gönderilecek mesaj sayısının bilinmesi açısından faydalı olacaktır.

Yanıt izleme sisteminin kurulması;

Kampanyanın basında beklenen yanıt oranları belirlenmeye çalışılmalıdır.
-Eğer Kampanya başarılı olursa hangi bilgi elde edilmiş olmalıdır?
-Kampanya’dan hangi istatistiki sonuçlar beklenmektedir?
-Mesaj okunma oranları isteniyor mu?
-Tıklama oranları isteniyor mu?
-Üyelikten çıkma oranları isteniyor mu?
-Yanlış email oranları isteniyor mu?
-Mesajı forward edenlerin oranı?
-Gelen yanıtları yönetmek için iç kaynakları koordine edin.

Eğer kampanyanız başarılı olduysa kullanıcılardan yanıtlar gelmeye başlayacaktır.
Kullanıcılara yanıt verebilmek çok önemlidir. Gelecek telefon yada tıklamalara sisteminiz yanıt verebilmelidir. Bu konuda gerekli kaynaklar koordine edilmelidir. Bu yüzden email gönderimi öncesi Bilgi işlem ve Çağrı Merkezi Birimlerinin uyarılması gerekmektedir.

Üyelikten çıkmalara ve bounce’lara hazırlıklı olmak;

Üyelikten çıkmak için otomatik bir proses var mıdır?
Kullanıcıların isteklerini gönderebilecekleri bir email adresleri var mıdır?
Küçük ama önemli bir detay olan bu konu kolay ve net bir şekilde belirlenebilmelidir.Ne kadar mesajın bounce ettiğini ölçebiliyor musunuz?
Bounce eden mesajların sisteme getirdiği yükü görebiliyor musunuz?
Gönderdiğiniz mesajların %2-20 oranında bounce edeceğini unutmayınız.Bounce etme 2 sebeple olabilir;
-Email bulunamadı
-Email serveri kapalı yada kullanıcı inbox’ı dolu.

Veritabanınızı nasıl güncelleyeceğinizi belirlemelisiniz. Bounce’ları sebeplerine gore ayırmalısınız. Spesifik bir email adresi belirleyerek bounce eden mesaları yönlendirebilir ve analiz edebilirsiniz. Email Bulunamadı mesajı olan emailler silinmeli, diğer tip bounce mesajlar birkaç deneme sonrası silinmelidirler.

Mesaj Test Planı Geliştirilmelidir;

Mesaj Listenizi farklı öneriler için yada test için segmente etmelisiniz.Mesajını farklı browser’larda, firma dışında okunabiliyor olmalıdır. Bir çok mesajda ya karakter yada imla hataları, html hataları yada çalışmayan link gibi hatalara rastlanmaktadır. Mesajın outlook ekspress, hotmail vb. farklı yazılımlarda okunabildiğinden emin olun.

Beklentilerinizi Yönetin;

Birçok raporda email kampanyalarının ne kadar başarılı olduğu konusunda yazılarla karşılaşırsınız.Bu her ne kadar doğru olsada iyi tasarlanmamış bir kampanya herhangi bir şekilde başarılı olamaz.

http://localveri.com/






29 Temmuz 2013

Zaman Kazanmanın 10 Yolu




Zaman yönetimi sayesinde, daha az zamanda ve daha az stresle daha çok iş yapabilir; yapmak istediğiniz diğer işlere daha çok zaman ayırabilirsiniz. Orada burada boşa geçen saatleri yeniden kazanabilir ve bu zamanı daha verimli kullanabilirseniz, günlük verimliliğinizi önemli ölçüde artırabilirsiniz.

Aşağıda, zaman yönetimine yönelik 10 teknik bulunuyor. Bu tekniklerle, günde en azından bir saat kazanıp daha verimli işler için kullanabilirsiniz.

Dengeyi Koruyun: Yaşamınız, yedi kritik alandan oluşur: sağlık, aile, maddiyat, eğitim, sosyallik, profesyonellik ve maneviyat. Her gün her alana eşit zaman ayıramazsınız. Ama uzun vadede, her alan için yeterli miktarda ve kalitede zaman ayırırsanız, yaşamınız dengelenir. Yok eğer bu alanlardan herhangi birini (İki ya da üç olması fark etmez!) ihmal ederseniz, dengenizi yitirir ve başarınızı sabote edersiniz. Sağlığınız için şimdi zaman ayırmazsanız, daha sonra hastalığa zaman ayırmak zorunda kalırsınız. Ailenizi ihmal ederseniz, terk edilebilirsiniz ve ilişkileri yeniden kurmak daha çok zamanınızı alabilir. Özellikle kendi işinin sahibi olan kişiler için dengeyi kurmak zordur, öyle değil mi?

Kalemin Gücünü Kullanın: Zayıf bir kalem, en keskin zekadan bile güçlü olabilir. Yapılacak işleri bir araç (bir planlayıcı, küp kağıt, avuçiçi bilgisayar, vb.) kullanarak yazma alışkanlığı edinin. Zihniniz, detaylardan ziyade resmin bütünü konusunda en iyi performansı gösterir. Ayrıntılar önemlidir; ama bunları kalemle yönetin. Birşeyi yönetmek istiyorsanız, önce onu ölçmelisiniz. Yalnızca gelen siparişleri değil tüm işleri not etmek, yapmanız gereken her şeyi daha kolay hatırlamanıza yardımcı olur.

Günlük Planlama Yapın: Şöyle bir söz vardır; insanlar, başarısızlığı planlamazlar; ama pek çok insan, planlamayı başaramaz. Her akşam oturup elinizin altındaki en değerli kaynağı -önünüzdeki 24 saati- kontrol edebilmek için zaman ayırın. İşinizi planlayın ve her gün planınıza uygun hareket edin. Bir sonraki gün -yapmanız gerekenler- ile -yapmak istedikleriniz-in tamamını içeren bir Yapılacak İşler listesi oluşturun. Günlük planınız olmazsa, dikkatiniz kolayca dağılabilir ve üretkenliğinizi artıracak önemli işlerle uğraşmak yerine, zamanınızı gürültücü müşterilere hizmet vererek harcamak durumunda kalabilirsiniz.
Öncelik Sıralaması Yapın: Yapılacak İşler listenizde, önemli olan ve o kadar önemli olmayan işler olacaktır. Pek çok insanın verimli olmayı istemesine karşın, önemli olan ve o kadar önemli olmayan işler arasında seçim yapmamız istendiğinde, sıklıkla, o kadar önemli olmayan işleri seçeriz. Bunlar, genel itibariyle, yaşamsal işlere oranla daha kolay ve hızlıdır. Yapılacak İşler listenizde her akşam öncelik sıralaması yapın. Listenizdeki en önemli işin yanına -1- rakamını koyun. Listenizdeki ikinci en önemli işin yanına -2- rakamını koyun, vb. Daha sonra, önem sırasına göre listenizdeki işleri yapın. Listenizdeki her şeyi yapamayabilirsiniz; ama en önemli işleri yapmış olacaksınız. Bu, daha fazla değil, daha akıllıca çalışmak ve daha az zamanda daha çok iş yapmaktır.

Ertelemeyi Kontrol Edin: Dünyadaki en etkili planlama, yapılması gerekenin yapılmasının yerine geçemez. Önemli işleri erteleriz; çünkü, bunu yapmamanın bedelinin ne olduğunu yeterince bilmeyiz ya da bu işi yapmaktan yeterince keyif almayız. Sürekli ertelediğiniz bir işi yapmak için, zihninizde bu işi yapmamanın bedelini ya da bu işi yapmanın keyfini yeterince canlandırmaya çalışın. Keyif alma düşüncesi çok daha iyidir. Ertelediğiniz bir işi seçin ve bunu bir oyuna dönüştürün. Belli bir zaman diliminde tek bir işle ilgilenin ki diğer işler dikkatinizi dağıtmasın. (Gözden ırak, gönülden ırak.) Bunu yönetilebilir parçacıklara ayırın. İşe başlayın, ilk adımı atın, büyük ihtimalle işi sonuna kadar götüreceksiniz.

Bir “Kesintiler Defteri” Tutun: Ortalama insan, çalışırken günde 50 kez bölünür. Ortalama kesinti, 5 dakika sürer. Her gün ortalama 4 saat kesintilerle uğraşılarak geçirilir. Bunların pek çoğu, yeni siparişler gibi, önemli ve yapmamız için bize para ödenen işlerdir; ama birçoğu da çok az değer taşır ya da hiç değer taşımaz. Gereksiz kesintileri saptamak ve ortadan kaldırmak için “kesintiler defteri” tutun. Bir blok kağıt edinin ve bunu “Kesintiler Defteri” olarak adlandırın. 6 sütun oluşturun: Tarih, Zaman, Kim, Ne, Süre, Değerlendirme. İlgilendiğiniz her kesintinin ardından, oluştuğu tarihi ve zamanı, bu işi size kimin getirdiğini, bir iki sözcükle ne hakkında olduğunu, ne kadar zamanınızı aldığını ve önem derecesini (A=kritik, B=önemli, C=az önemli, D=önemsiz) kaydedin. Yaşamınızda neler olup bittiğini daha iyi anlamak için bu uygulamayı bir hafta ya da daha uzun sürdürün. Daha sonra, sonuçları değerlendirin ve az değer taşıyan ya da hiç değeri olmayan C ve D kesintilerinin bazılarını ortadan kaldırmak için harekete geçin.

Yetki Verin: Hepimizin haftada 168 saati var. Uyumak için 56, kişisel bakım için 10 saati çıkardığınızda, yapılması gerekenleri yapmak için, geriye pek de fazla zaman kalmaz. Yetki vermek, işleri paylaşmak yoluyla zaman kazanmanızı ve böylece kişisel işlerinizi daha hızlı sonuçlandırmanızı sağlar. Yetki vermenin zor yanı, basitçe işi devredebilmektir. İşleri kendimizin yapmasıyla büyük gurur duyarız. “Bir işin iyi yapılmasını istiyorsan, o işi kendin yapacaksın.” Günlük planlama kapsamında her gece, ertesi gün yapmanız gereken ve yapmak istediğiniz tüm işlere bakın. Her işte kendinize şunu sorun: “Zamanımı en iyi biçimde değerlendirmenin yolu bu mu?” Öyle ise yapın. Öyle değilse, bir başkasına aktarmaya çalışın. “Bunu ben yapıyorum” ile “İş yapılıyor” arasında çok fark vardır.

Toplantı Zamanını Yönetin: İki ya da daha fazla insanın ortak bilgi alışverişinde bulunmak üzere bir araya gelmelerine toplantı denir. Bundan daha kolay ne olabilir? Maalesef toplantılar, katlanmamız gereken en büyük zaman öldürücü işlerden biri olabilir. Bir toplantıdan önce şunları sorun: “Gerekli mi?” ve “Benim olmam gerekir mi?” Her iki soruya da yanıt “Hayır” ise toplantıya girmemeyi ya da katılmamak için kendinize bir özür bulmayı tercih edin. Daha sonra, toplantı için, her işe yönelik başlangıç ve bitiş saatlerinin belirtildiği yazılı bir gündem hazırlayın. Yazılı gündemi toplantıya katılacaklara iletin. Bir toplantıyı tuzak kurarak uzatmanın anlamı yoktur. Katılımcılara neyin tartışılacağını önceden bildirin.

Kağıtları Yönetin: Günümüzde, çevremizdeki kağıt yığının altında ezilmek kolaydır. Ortalama insan, her gün e-posta, telefon, normal posta, notlar, el ilanları, fakslar, vb. yoluyla yaklaşık 150 mesaj alır. Her geçen gün aynı kağıt yığınlarını taramak ve gözden kaçan hataları düzeltmek ile çok fazla zaman kaybedilir. Kağıt yığınlarıyla bir kez ilgilenmeye ve işi bitirmeye çalışın. Bir iki dakika içinde yapılabilecek birşey ise yapın ve kurtulun. Zamanınızı en iyi kullanmanın yolu bu değilse, başkasına aktarın. Tamamlamanız biraz zaman alacaksa, bu işle ilgilenebileceğinizi düşündüğünüz günü takviminize işleyin ve bir kenara bırakın.

Bir Zaman Defteri Tutun: Birşeyi yönetmek istiyorsanız, onu ölçmeniz gerekir. Zaman defteri, gün içinde zamanınızı aslında nasıl harcadığınızı görebilmenizi sağlayacak, fotoğraf albümü benzeri, basit ama güçlü bir araçtır. Zamanı harcarken sürekli olarak kaydını tutmanız yeterlidir. Eylemi, onun için harcanan zamanı ve yukarıda anlatıldığı gibi A, B, C ve D şeklindeki değerlendirmenizi kaydedin. Zamanınızı nasıl geçirebileceğinize dair birkaç örnek: Telefon görüşmeleri yapmak, 35 dakika, A; sepet yapmak, 48 dakika, A; toplantıya katılmak, 55 dakika, C; Seda ile telefon konuşması, D. Zamanınızın nasıl geçtiğini daha iyi anlamak için, bu uygulamayı birkaç gün sürdürün. Sonra, bilgiyi analiz edin. Bütün A, B, C ve D zamanlarını toplayın. Pek çok insan, zamanının büyük bölümünü C ve D gibi az önemli ve hiç önemsiz işler için harcadığını keşfeder. Son olarak, yaşamınızdaki gerçekten önemli işler için daha çok zaman kazanmak üzere C ve D gibi işleri azaltacak adımlar atın.

http://localveri.com/indexx.php?f=20e6f7b4f1e9b7e96f4b13bc3f439e90&l=1

12 Temmuz 2013

İşe Almada 5 Tuzak


Yazar: Kerry Johnson

Steve, başarılı bir şirkete sahip. 10 yıldır çalışıyor ve ilk aydan itibaren hep kâr etti. 2001-2003 ekonomik durgunluk döneminde, iş başvuruları adeta yağıyordu. Sanki herkes onun şirketi için çalışmak ve para kazanmak istiyordu. Steve, çok sayıda iş görüşmesi yaptı. Satış pozisyonları için, özellikle de böyle bir durgunluk döneminde öyle çok aday vardı ki, Steve eleman seçiminde hata yapma riskini göze alabiliyordu. Bugüne kadar. Bugün Steve gazeteye verdiği ilanlara 10 yanıt alırsa kendini şanslı sayıyor. 

Steve şirketinin başarısına katkısı olacak birini işe almayı planlıyor. Yanlış bir karar verirse, ciddi ve kârlılık kaybına uğrayacak. Doğru karar alırsa, rakiplerini geride bırakabilir. Başarılı insanları işe almak, günümüzde daha çok önem kazandı. Her bir işe alım, gelecekteki satış başarısına ilişkin Steve’in en iyi öngörüsü olmak zorunda. İşe alım kararı, bir tahmin ya da anlık bir his olamaz. Peki, Steve bir iş görüşmesine dayanarak geleceğin başarılı insanları olacak doğru kişileri nasıl seçecek? 

Tahmin edin. % 80 mi, % 90 mı? % 2 olduğuna inanır mıydınız? Michigan Üniversitesi’nin bir araştırmasına göre, yüz yüze, hatta telefonla yapılan görüşmeler, başarılı insanları seçme şansınızı yalnızca % 2 civarında artırabiliyor. Bunun nedeni, pek çok adayın, görüşme konusunda sizden daha deneyimli olmasıdır. Ayrıca, katıldıkları görüşmelerin sayısı da rol oynuyor. İlginç olan, aday ne kadar kötüyse, görüşmeye yönelik o kadar çok pratik yapıyor. Bir başka neden de pek çok müdürün, aday hakkında karar verirken mesleki becerilerine değil, kişiliğine bakmasıdır. Bu hatayı çok yaptım. İnsanlarla telefonda konuşuyorum. Önemli bir hata yapmaksızın birkaç cümleyi bir araya getirebileceklerine kanaat getirirsem, onlarla yüz yüze görüşüyorum. Bu görüşmede, yapmalarını istediğim işler konusunda hevesli ve deneyimli görünürlerse, onları e alıyorum. Ama artık almayacağım; siz de almamalısınız. 

Önce yazılı sorular oluşturmalı ve doğru yanıtları yazmalısınız. Sonra soruları önem derecesine göre 1’den 10’a kadar derecelendirmelisiniz. Adayın yanıtlarını yazmalı ve uygunluk durumuna göre 1-10 arasında puanlandırmalısınız. Görüşmeden sonra yanıtın sayısal değeri ile puanı çarpmalısınız. En yüksek skoru alan, sınavı geçer. 

Enerjik ve para kazanma hırsı olanları mı işe almaya çalışıyorsunuz? Çoğu sektör psikoloğu, satış elemanı adaylarının başarısı hakkında karar verirken kişiliğin önem taşımadığını söylüyor. Yıllardır, adayların nasıl davranacaklarını tahmin etmek için çeşitli kişilik testleri kullanılıyor. İşe alım uzmanlarının çoğu, bu tür testlerin satış başarısını tahmin etmede yarar sağlamadığını kabul ediyor. Ama bu testler, eğitim iletişimi becerileri ve kendini bilme açısından yararlıdır. Bir keresinde, nörotiklerin gökte kumdan şatolar kurduğunu, psikotiklerin bu şatolarda yaşadıklarını, psikologların da kirayı topladıklarını duymuştum. Bir başka ilginç durum ise baskıcı satış uzmanlarının, müşteri adayları da aynı davranışı göstermedikçe başarılı olamayabilecekleridir. 

Önemli olan, satış uzmanı adayının, müşteri adayının kişiliğine ne kadar iyi uyum sağladığıdır. Yüksek enerjili bir insansanız ve adayı kendiniz gibi görüyorsanız, işe almak isteyebilirsiniz; ama yapmayın. Adayın, şirkette sizinkinin tersi karaktere sahip biriyle görüşmesini istemelisiniz. O kişi de adayı beğenmişse, adayın farklı kişiliklere uyum gösterebildiğinden emin olursunuz. 

İşin özü şudur; aday satış yapabiliyor mu? İtirazlara nasıl yanıt vereceğini, ne beklemesi gerektiğini biliyor mu? Telefona çıkmaktan korkuyor mu? Tanımadığı insanlarla konuşmaktan çekiniyor mu? Bir daha asla aranmak istemeyen 10 kaba insanla onları tekrar arayacak kadar başa çıkabilir mi? Arama isteksizliğini ölçmek zordur. Ama bu konu, birkaç telefondan sonra aramayı bırakanlar ile başarıncaya kadar uğraşanlar arasındaki farkı belirler. 

Şu testi deneyin. Adaydan size bir kalem satmasını isteyin ve sessizce bekleyin. Aday, hemen kalemin tasarımının avantajlarını ve silginin kalitesini anlatmaya başlarsa, satmayı değil ama anlatmayı bilen bir adayınız var demektir. Ne beklemelisiniz? Satış gurusu J. Douglas Edwards 1970’li yıllarda Mike Douglas’ın sohbet programına konuk olmuştu. Mike konuğundan kendisine masadaki kül tablasını satmasını istedi. Konuk sordu: “Bu kül tablasının en çok hangi yönünü seviyorsun?” Mike yanıtladı: “Rengini seviyorum. Ayrıca, derin olduğu için, küller havalandırma çalıştığında dışarıya uçmuyor. Bir de kenarındaki girinti sayısı ideal; başka insanlar da kullanabiliyorlar.” Konuk sordu: “Bunun için ne kadar para verirsin?” Mike yanıtladı: “Yaklaşık 3 dolar.” Konuk “Satılmıştır,” dedi. İşte bütün satış faaliyeti böyle olmalıdır. Müşteri adayının ne istediğini bulun ve bunu onlara satın. Başvuru sahibi satmak yerine anlatsa da ona bir şans daha verebilirsiniz. Birkaç gün sonra bir meslektaşınızla görüşmesini isteyin. Meslektaşınızdan aynı “Bana bir kalem sat” testini yapmasını rica edin ve adayın ona verdiğiniz küçük dersi öğrenip öğrenmediğini anlayın. Öğrenmemişse işe almayın. Başka becerileri öğrenirken de sorun yaşayacaklardır. 

Yalnızca, zamanınıza ya da paranıza değmeyecek bir risk almak istiyorsanız. Referans kontrolü yapmak için sondaki iki işvereni aradınız mı? İşverene, imkanı olsaydı, adayınızı yeniden işe alıp almayacağını sordunuz mu? Ama, görüştüğünüz kişi, önceki işverenleriyle başarısız olduysa da sizinle çalışırken başarılı olabilir, değil mi? Bu soruyu başka bir soruyla yanıtlayacağım. İnsanların, yeterli motivasyona sahip olduklarında, davranışlarını değiştirebileceklerine inanıyor musunuz? Ya da değişsek bile pek de öyle davranmaya istekli olmadığımızı mı düşünüyorsunuz? Yanıtınız ne? İnsanlar değişmezler. Giydiğiniz giysiler ve saç biçiminiz dışında, 10 yıl önce neyseniz, bugün de osunuz. Sabıkalı bir kimsenin yeniden suç işleme eğilimi, 3 yıldan sonra % 87’dir. Ben hapishaneye geri dönmek istemezdim, ya siz? Amerika’da, evliliğin 10 yılı içinde boşanma oranı % 62’dir. İkinci evlilikler için oranın ne olduğunu düşünüyorsunuz; daha yüksek mi, yoksa daha az mı? İkinci evliliklerde boşanma oranı % 78’dir. Özellikle boşanmanın yarattığı kalp kırıklığının ve finansal zorlukların ardından, ikinci evliliği sürdürmek için inanılmaz bir motivasyon vardır. İlk evliliği bitiren her ne ise, bunun üstesinden gelmek için yeterli motivasyon olduğunu düşünürsünüz, değil mi? İlişkisel becerilerimizi değiştiremezsek, mesleki becerilerimizi değiştirmekte çok zorlanacağımız ortadadır. 

Eski çalışanlara adaydan yapmasını istediğiniz şeyi anlatın ve eski patrona kendi değerlendirmesini size sunması için fırsat verin. Adayınızı sizden daha iyi biliyorlardır. Güçlü bir evet duymuyorsanız, altından kalkamayacağınız bir risk alıyor olabilirsiniz. İyi insanların kötü işlere yöneldiği zamanlar olur. Ama kazanmayı amaç edinenler, onları nereye koyarsanız koyun, başarılı olmanın yolunu bulurlar. 

Bir işi yapması için birini aldıysanız ve başarı gösteremediyse, nedeninden % 100 emin olmalısınız. Aynı hataları tekrar tekrar yapıyor olabilirsiniz. İnsanların, yaptırmak istediğiniz bu işte neden başarısız olduklarını bulun. Bu alanlardaki güçlü yanları seçebilirseniz, bir sonraki sefer doğru insanı işe alma şansınız otomatik olarak % 25 artar. 

Xerox araştırmasına göre, müşteri adayları evet demeden önce dört kez hayır derler. Sorun şu ki yeni satış elemanlarının çoğu, üçüncüden sonra işin ucunu bırakır. Yeni elamanınız becerikli ve nitelikli olmasına rağmen, sürekli hayır diyen birini üst üste arama azminden yoksun ise birkaç ay içinde yeni birini işe almanız gerekebilir. 

Pek çok müdürün elinde, satış elemanlarınca yapılması gereken işlerin bir listesi vardır. Ama, mükemmel modelin ne olduğuna dair bilgi alabilirseniz, oyunda bir adım öne geçersiniz. Seçtiğiniz işte en son kim başarılı olmuştu? Rakip tarafından istihdam edilen bir satış temsilcisi olabilir. Başarılı olmasının nedeni neydi? Herhangi bir aksaklık olmadan günde 20 görüşme mi yapıyordu? Müşteri adayının ofisine girip istediği kişiyi görünceye kadar orada kalma yeteneğine mi sahipti? Geç saatlere kadar çalışıp sabah erkenden mi geliyordu? Vereceğiniz işte bir kişinin başarılı olması için gerekli 6-8 özellik ve görevi yazmanız gerekir. Herhangi bir pozisyonda kazananları kaybedenlerden ayıran 6-8 etmen vardır. Ayrıntılarla boğulmayın. Bu 6-8 maddenin ne olduğuna karar verin ve karşınızdaki kişide bunları arayın. Neyi aradığınızı bilmezseniz, ona ulaşamazsınız. Deliliğin bir tanımı da aynı şeyleri tekrar tekrar yapmak; ama farklı sonuçlar beklemektir. 

Çoğu yönetici, defalarca görüşme yapar ve süreçten çekinir. Ama her zaman arayış içinde olmalısınız. Başarılı insanları bulmak gittikçe zorlaştığından, başka bir firmada çalışan ve istediğiniz modele uyan kişileri bulmak için gözünüzü açmalısınız. Farklı bir sektörde çalışmış birini sıfırdan alıp yetiştirebilir ya da mevcut şirketinde başarısını kanıtlamış birine daha fazla para verebilirsiniz. Bu, eğitiminizin ne kadar iyi olduğuna ve ne kadar ödeyebileceğinize bağlıdır. Kişilik ve satış becerileri hakkında hüküm vermek, sizin için bir daha asla sorun olmayacaktır. Artık, başarılı insanları nasıl seçeceğinizi biliyorsunuz.

29 Haziran 2013

Samsung’dan ’Projektör Telefon’ İş Hayatını Kolaylaştıracak!



Bir yeni ürün de Samsung’tan geldi. Hem telefon, hem projeksiyon olarak kullanılan bu alet  Samsung Galaxy Beam. ’Fark Yaratan Projektör
Dünyanın bir numaralı telefon üreticisi  Samsung bizlere hem cep telefonu hem de bir projeksiyon cihazı sunuyor. Galaxy ailesinde yer alan telefon bu seri içerisinde projeksiyon taşıyan ilk telefon oldu.  
Bu telefonla cebinizde her yerde kullanabileceğiniz bir projeksiyon aleti olmuş oluyor. 3.2 inç OLED ekrana sahip telefon, aynı zamanda 5 mp bir kamerayı barındırıyor. Ayrıca bu alet görüntüyü 50 inç kadar büyütebiliyor. Küçük şirket toplantıları ve arkadaşlar arası eğlence amaçlı olarak kullanılabilecek projektör, dokunmatik ekrana sahip. Samsung Galaxy Beam zengin kutu içeriği ile dikkat çekiyor. Kutu içeriğinde 2 adet batarya, yedek bataryanın şarjı için adaptör, USB kablosu, şarj cihazı ve kulaklık bulunuyor. Günümüz akıllı telefonlarının en önemli sorunlarından biri olan şarj için yedek batarya ve şarjı için adaptörün yer alması beğeni kazanan bir durum. Telefonun üst bölümünde sadece projeksiyon yer alıyor. Telefonun en önemli özelliği diyebileceğimiz projektör bu anlamda telefona ayrı bir tarz getiriyor. Telefonun sağında projeksiyon açma kapama tuşu, güç tuşu ve micro SD kart girişi yer alıyor. 
Kamera ile çektiğimiz görüntü ve videoları bir odada ya da dışarıda herhangi bir yerde projektör sayesinde yansıtabilir ve aynı anda bir çok kişinin görmesini sağlayabiliriz.  Galaxy Beam ofis ya da iş yerimizde de bizlere çeşitli kolaylıklar sağlıyor. Projektör ile yansıtılan bir belgenin bir çok kişi tarafından görünmesi sağlanabilirken bu belgeler üzerinde işaret ve çizimler yardımıyla anında değişiklik yapılabiliyor.
Telefon, özellikle tanıtım amaçlı gerçekleştirilecek iş toplantıları, seminerler ve sunumlarda kullanılmak için kolay taşınabilir, pratik bir cihaz olma özelliğine sahip. Samsung Galaxy,  cep projeksiyonu TV özelliği de sunuyor. Böylece projeksiyon üzerinden TV izleme imkanına da sahipsiniz.