dijital iletişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dijital iletişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ekim 2013

A' dan Z' ye Pazarlama



 Pazarlama herkesin hiç durmadan yeni birşeyler üretmeye çalıştığı kalabalık ve gürültülü bir bilimdir. (…diye kitaba başlamış yazar.) Her gün yeni birşeyler en yeni, en önemli  ve en etkili pazarlama kavramı olma iddiasıyla sekiz sütuna manşet pazarlama neşriyatında boy gösterir.  Günümüz pazarlama dünyasında herbiri kendi alanında uzman pekçok düşünür olmasına  rağmen “Modern Pazarlamanın Babası” olarak  anılan Philip Kotler Pazarlamayı sistematik bir bilim olarak neredeyse yoktan var eden en önemli isimdir. Üniversitelerde okutulan yirmibeş kitabı bulunuyor.

Kotler’ı farklı kılan Pazarlama konusundaki yaratıcı ve yeni fikirleri değildir. Yaratıcılık ve yeniliğin kural olduğu bu çok sesli arenada herşeyi duyan ve duyduklarını biz sıradan insanların anlayabileceği bir dilde özetleyen insandır Kotler. Yeni bir akım, yeni bir popüler pazarlama kavramı mı çıktı? Herkes nefesini tutar ve Kotler’ın bir sonraki kitabında bu yeni kavrama yer verip  vermeyeceğine bakar. Eğer bir kavram Kotler’ın Pazarlama Kitaplarında  anılmaya başlarsa ciddiye alınmaya başlamış demektir.

Pazarlama konusunda hayat kurtaracak bu kitaptan bir kesiti paylaşıyorum sizlerle; Hiçbir reklam veya satışçı sizi, bir ürünün faydalarına bir dost, bir yakın, eski bir müşteri veya bağımsız bir uzman kadar ikna edici bir şekilde inandıramaz. Bir el bilgisayarı satın almayı planladığınızı ve bütün Palm, HP ve Sony  reklamlarını görmüş olduğunuzu varsayalım. Hatta ürünleri incelemek için bir mağazaya gidip oradaki satışçıyı da dinlemiş olun. Yine de hala  kararsızsınız ve bir türlü ürünü satın alamıyorsunuz. Sonra bir arkadaşınız size Palm’ın hayatını nasıl değiştirdiğini anlatıyor. İşte bu işe yarar.Şirketler, yeni ürün lansmanlarını kuşatan ağızdan ağıza reklam kampanyalarına bayılırlar. Yüksek teknoloji firmalarıürünlerinin önemli dergilerde iyi bir yorum alması için dua ederler. Yazar ağızdan ağıza pazarlama yöntemini böylesine akıcı bir dil ile anlatıyor. Kitap tüm yayınevlerinde satılıyor. Pazarlamaya dair her bilgi de mevcut.


25 Eylül 2013

Mail Reklamın Püf Noktaları


E-posta kampanyaları satışları artırmak,marka bilincini güçlendirmek, çapraz satış yapmak ve müşterilerinizle ilişkilerinizi geliştirmek için kullanabileceğiniz ideal yollardan biridir.

Önce kampanya hedeflerinizi belirleyin;

Kampanyanızı başarılı olarak kabul edebilmek için gerekli olan hedefleri belirlemelisiniz.
Bu gönderim ile satışlarınızın ne kadar artmasını bekliyorsunuz yada kaç kişinin üye olacağını tahmin ediyorsunuz. Burada koyacağınız gerçekçi hedefler kampanyanızın gerçekten başarılı olup olmadığını gösterecektir.

Hedef kitlenizi belirleyin;

Gerçekten kimlere ulaşmak istiyorsunuz? Kampanya öncesinde hedef kitleye ilişkin ciddi bir demografik çalışma yapmalısınız.Öte yandan gönderilecek kitlenin demografik yapısı, gönderilecek mesajlarında farklılaşması anlamına gelecektir.

Vermek istediğiniz mesajı belirleyin ;

Mesajınızı alanların ne yapmalarını bekliyorsunuz?
-Ürünü satın almalarını mı?
-Bir programı bilgisayarlarına yüklemelerini mi?
-Çapraz satış yapmayı mı?
-Sitenize üye olmalarını mı?
-Yeni bir email grubuna üye olmalarını mı?
-Spesifik bir internet sitesini ziyaret etmelerini mi?

Gizlilik taahüdünüzü ve Antispam politikanızı belirleyin;

Kullanıcılar sizin emaillerinizi nerede aldığınızı, nasıl kullanacağınızı ve bu listeden nasıl çıkarabileceklerini bilmek isterler. Mesajınızda gizlilik taahhüdünüzü belirtmeyi ve tamamının görülebileceği bir link’i de üyelikten çıkma linkinin yanına koymalısınız.

Listenizi seçin;

Eğer elinizde belirlenmiş bir liste var ise ki bunun iki faydası vardır; Birincisi bu listedekiler mesajı sizin gönderdiğinizi bilecekler ve yanıt almanız kolaylaşacak. İkincisi ise seçili bir kullanıcı listesi ile daha az maliyetli bir kampanya yapmış olacaksınız.

Bir listeye email gönderirken dikkat edilmesi gereken en önemli şey:

O listedekilerin bu mesajı almak isteyip istemedikleridir.Bu yüzden listenizi oluştururken mesajınızı almak isteyenleri seçmelisiniz. Herhangi bir üyelik vb. kayıt esnasında sonradan gönderilecek mesajları almak isteyip istemediklerini sormalısınız.

Mesaj formatınızı seçin;

Gönderilecek mesajın içeriği ve mesajı doğrultusunda mesajın formatı belirlenir. Bilinen mesaj formatları html, text, richtext vb.dir.

İçeriğinizi Belirleyin;

Mesajınızı açık ve net olarak vermelisiniz. Mesajınız hedefinize ulaşmak için gerekli yaratıcı done’lerle donatılmış olsa da mutlaka yer alması gereken mesajlar vardır;
-Kullanıcının emailini nereden bulduğunuz ve nasıl kullanacağınız yöntemi
-Kolay ve net üyelikten çıkma yöntemi
-Gizlilik taahhüdüne link
-Mesajın kişiselleştirilmesi iyi bir fikir olarak her zaman efektif sonuçlar vermektedir.(Ör. Merhaba Ali Kaplan)
-Firmanıza ilişkin bir email gelmesi
Böylece kullanıcılar yorumlarını gönderebilirler.
İçeriğinizi belirlerken yanlış kitleye yanlış mesaj göndermemeye gayret edin. Örneğin bir bayana bir erkek ayakkabı mesajı gönderilmesi amatör bir kampanya yürütüldüğü imajı doğurabilecektir.

Mesaj tasarımının yapılması ;

Gönderilecek email’de verilmek istenen mesaja gore bir tasarım yapılması çok önemlidir.

Gönderme Metodunun Belirlenmesi ;

Email’i iç kaynaklarınızla mı yoksa dış firma vasıtasıyla mı göndereceğinize karar vermelisiniz.Eğer içerden gönderecekseniz network’ünüzün bu yükü kaldırabileceğinden emin olun. Bilgi işlem bölümü uyarılmadan gönderilen toplu email’lerde sistem problemleri yaşanabilir. Email gönderimlerinin profesyonel email yazılımları ile gönderilmesi uygun bir çözüm olacaktır. Eğer 25.000 ve üstü mesaj gönderimi olacaksa bu tip yazılımlar çok olumlu sonuçlar vermektedir.

Eğer dış firma ile çalışılacaksa firmalarda bazı özellikler aranmalıdır;

-Mesajların tasarımı yada efektifliği konusunda destek veriyorlar mı?
-Sadece gönderim mi yapıyorlar?
-Mesaj listesini size sağlıyorlar mı?
-Yeni email listesi sunuyorlar mı?
-Bounce eden yada üyelikten çıkanların listesini veriyorlar mı?
-Mesajlara ilişkin tıklama yada geri dönüm konusunda raporlama yapıyorlar mı?

Kampanyada yapılacak emailing tutarını belirleyin?

Sadece tek bir mesaj mı gönderilecektir yoksa zaman içerisinde periyodik bir emailing mi yapılacaktır?
Aynı mesaj farklı teklifler ve içerikle mi gönderilecek? Yoksa farklı mesajlar aynı şeyi yaptırmak için mi gönderilecek?
Gönderilecek mesaj sayısının bilinmesi açısından faydalı olacaktır.

Yanıt izleme sisteminin kurulması;

Kampanyanın basında beklenen yanıt oranları belirlenmeye çalışılmalıdır.
-Eğer Kampanya başarılı olursa hangi bilgi elde edilmiş olmalıdır?
-Kampanya’dan hangi istatistiki sonuçlar beklenmektedir?
-Mesaj okunma oranları isteniyor mu?
-Tıklama oranları isteniyor mu?
-Üyelikten çıkma oranları isteniyor mu?
-Yanlış email oranları isteniyor mu?
-Mesajı forward edenlerin oranı?
-Gelen yanıtları yönetmek için iç kaynakları koordine edin.

Eğer kampanyanız başarılı olduysa kullanıcılardan yanıtlar gelmeye başlayacaktır.
Kullanıcılara yanıt verebilmek çok önemlidir. Gelecek telefon yada tıklamalara sisteminiz yanıt verebilmelidir. Bu konuda gerekli kaynaklar koordine edilmelidir. Bu yüzden email gönderimi öncesi Bilgi işlem ve Çağrı Merkezi Birimlerinin uyarılması gerekmektedir.

Üyelikten çıkmalara ve bounce’lara hazırlıklı olmak;

Üyelikten çıkmak için otomatik bir proses var mıdır?
Kullanıcıların isteklerini gönderebilecekleri bir email adresleri var mıdır?
Küçük ama önemli bir detay olan bu konu kolay ve net bir şekilde belirlenebilmelidir.Ne kadar mesajın bounce ettiğini ölçebiliyor musunuz?
Bounce eden mesajların sisteme getirdiği yükü görebiliyor musunuz?
Gönderdiğiniz mesajların %2-20 oranında bounce edeceğini unutmayınız.Bounce etme 2 sebeple olabilir;
-Email bulunamadı
-Email serveri kapalı yada kullanıcı inbox’ı dolu.

Veritabanınızı nasıl güncelleyeceğinizi belirlemelisiniz. Bounce’ları sebeplerine gore ayırmalısınız. Spesifik bir email adresi belirleyerek bounce eden mesaları yönlendirebilir ve analiz edebilirsiniz. Email Bulunamadı mesajı olan emailler silinmeli, diğer tip bounce mesajlar birkaç deneme sonrası silinmelidirler.

Mesaj Test Planı Geliştirilmelidir;

Mesaj Listenizi farklı öneriler için yada test için segmente etmelisiniz.Mesajını farklı browser’larda, firma dışında okunabiliyor olmalıdır. Bir çok mesajda ya karakter yada imla hataları, html hataları yada çalışmayan link gibi hatalara rastlanmaktadır. Mesajın outlook ekspress, hotmail vb. farklı yazılımlarda okunabildiğinden emin olun.

Beklentilerinizi Yönetin;

Birçok raporda email kampanyalarının ne kadar başarılı olduğu konusunda yazılarla karşılaşırsınız.Bu her ne kadar doğru olsada iyi tasarlanmamış bir kampanya herhangi bir şekilde başarılı olamaz.

http://localveri.com/






19 Eylül 2013

Geleceğin En Kazançlı İş Alanları

Özellikle son beş yıl içerisinde çoğumuzun yaşamının vazgeçilmez bir parçası haline gelen sosyal medya sadece bir sektör olarak değil, diğer sektörlere büyük imkanlar sunan bir platform olarak da raporda dikkat çekiyor. Sadece bu yıl içerisinde değil, önümüzdeki dönemde de büyümesini sürdürmesini bekleyen alanlar arasında girişimcilerin çok ilgisini çekeceğine inandığımız alanlar bazı yer alıyor.

Sosyal oyun


2002’den bu yana her yıl ortalama yüzde 128 büyüyen sosyal oyun sektörü IBIS’e göre ilerleyen yıllarda da büyüme hızını koruyacak. Rapora göre 2014’ün sonuna kadar zirvede kalması beklenen sosyal oyunların 2014’ün ardından büyüme hızı azalacak olsa da 2017’ye gelindiğinde karşılaştırılan diğer alternatifler arasında halen en hızlı büyüyen üçüncü sektör olma özelliğini korumayı başaracak.

3D Printing


IBIS, 3D Printing’in dikkat çeken diğer bir sektör olduğuna vurgu yapıyor. 2012’de yüzde 20,3 büyüme gösteren sektörün 2016’ya kadar her yıl yüzde 20’nin üzerinde büyüme göstereceği tahmin ediliyor. Maliyetlerin düşmesi ve teknolojinin yaygınlaşması sayesinde tüketicilerin de daha çok ilgisini çekmeye başlayan 3D Printing ekosisteminde yer almak girişimciler için mantıklı bir adım olacak gibi görünüyor.

Yeşil teknolojiler


Bir internet girişim alanı olmasa da, teknoloji açısından bakıldığında doğa dostu teknolojiler hızlı büyüten sektörler arasında yer alıyor. İnternet girişimciliği açısından bakacak olursak bu doğrudan değil ama dolaylı olarak ilgi gösterilebilecek bir alan gibi görünüyor. Yeşil teknolojilerin ilgi görme nedenleri arasında bu konu artan bilincin yer alması, internet şirketlerinin de konsept olarak yeşil teknolojileri hesaba katmaları ve doğa dostu ürünlerin önümüzdeki dönemlerde daha çok talep görmeye başlayacağını hesaba katmalarında fayda var.

Online gözlük ve lens satışı


E-ticaret alanında IBIS aslında pek çoğumuzun dikkatini çekmekte olan bir alana, online gözlük ve lens satışına da yer vermiş. Son yıllarda dünya ile birlikte ülkemizde de hızla online satışları artan bu ürünlerin önümüzdeki dönemde e-ticaret alanında yeni bir alan arayanların dikkatini çekebilir.
Ayrıca IBIS, e-ticaret alanında tüketicilerin online olarak ürün denemelerini sağlayan teknolojilere de önümüzdeki dönemde talebin artacağını ön görüyor. Kullanıcıların fotoğraflarını yükleyerek seçtikleri ürünü kendi üzerlerinde görerek, karar vermelerini kolaylaştıracak olan bu servislerin önümüzdeki beş yıl boyunca her yıl ortamla yüzde 9 civarında büyümesi bekleniyor.

www.webrazzi.com adresinden alıntıdır!

30 Ağustos 2013

İş Yeri Disiplini



İşyeri Düzeni ve Disiplinin Sağlanmasında Rol Oynayan faktörler 

İşyerinde düzenin sağlanması ve ya iş yerinde uyumlu ve disiplinli bir çalışmanın sürdürülmesinde çeşitli faktörler önem kazanmıştır. Bu faktörler işletmedeki düzenin olumlu yönde gelişmesini sağlayıcı deneti uygulamalarıdır.
• Liderlik
• Haberleşme
İş tatmini
• Şikayetler ve uyuşmazlıklar çözümü
• Yönetime katılma
İşçi sağlığı ve iş güvenliği

Liderlik 
Belirli bir amaç ve gayelere varmak için insanları etkileme etki altında bırakmak sürecidir. Liderlik beirli durumda bir kişidir. Sürekli kendisini izlenenlerin davranışlarını atkilemesini amaçlar. Liderler diğer kişileri; inandırma( ikna), güç kullanarak, yasal yollara dayanarak istediği biçimde davranışa yöneltir.
Çeşitli liderlik türleri vardır.Otorier lider, iyiliksever otoriter lider, danışabilinen lider, katılımcı demokratik lider v.b. Eski otoriter liderlik anlayışlarının işçi üzerinde olumsuz etkileri görülmüştür. Bu tür liderler kişilerin üzerinde emir- komuta ile disiplin sağlamak isterlerken kısa sürede bunu gerçekleştirebildikleri fakat uzn vadede kişilerde olumsuz ekiler yaptığı gözlemlenmiştir.
Çağımızda rağbet gören liderlik anlayışı durumsal liderliktir. Bu yaklaşıma göre liderlik tarzının bulunduğu duruma bağlı olarak etkili olabilmeisne dayanır. Fedler’ e göre üç ana durumsal değişken liderin etkinliğini saptanmaktadır.
Lider- çalışan, lider astları tarafından ne kadar iyi derecede kabul görüyor.
• Görevin niteliği, astlarının işlerinin rutinlik derecesi ve iş tanımlarının ne kadar tanımlanmış ve açık oluğu ile ilgilidir.
• Pozisyon gücü, liderin bulundğu yerde sağladığı biçimsel otoriteyi ifade eder.

Başarılı liderlerde ortak noktalar şunlardır:
• zeka
• sosyal olgunluk
• kalıtımsal motivasyona sahip olmak
• beşeri ilişkilerde güçlü olması
Durumsal lider yaklaşımlarında, lider ve çalışanla arasındaki olumlu iletişim sayesinde çalışanlar kurallara uyacaklar, disiplinli çalışmaya özen göstereceklerdir.
Liderin veya amirin yaklaşımı çalışanı direkt etkileyecektir. Ona göre bir çalışma sergilenecektir. Yanlış tutumlar yanlış davranışlar doğuracaktır.
Liderlerde beşeri ilişkilerin yüksek olması çalışanlarda motivasyonu arttırıcı bir sebeptir.
Bu tür sebeplerden dolayı amirlerin ve yöneticilerin seçiminde kişilerin liderlik özelliği taşıyıp taımadığına bakılması önemlidir.
Problemli işçilere karşı yönetici veya amirlerin davranışları önemlidir. Bu kişilerin problemlerinin neden kaynaklandığı araştırılıp çözmek ve onu sorumsuz çalışmaya yöneltmekte iyi bir liderin elindedir.
Bunların dışında iyi bir lider işçinin haklarına saygı göstermeli, sözleşmelerdeki hükümlere uymalı, sendika ile işbirliği yapmalıdır.

Haberleşme 
Bilgi alışverişi o kadar önemlidir ki haberleşmeyi sağlayamayan hiç bir örgüt yaşayamaz.
Haberleşme personelin görevlerde yapılan değişikliklerden ve örgütteki gelişme ve başarılardan bilgi edinmesini sağlar. Ayrıca işletmede çalışanların davranışlarıda yapılması arzulanan değişikliklerin ön koşuludur. İşgörenler kendilerinden nasıl bir işin beklendiğini bilmek isterler. Bu bilginin de açık ve net olarak işçilere bildirilmesi gerekir.
Haberleşmede kelimeler, hareketler, resimler, sayılar önemli rol oynamaktadır. Çeşitli haberleşme türleri vardır. Yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya, yatay haberleşme, biçimsel olmayan haberleşme gibi…

İyi bir haberleşme için : 
• Bilgi sahibi olmak
• Olumlu bir haberleşme tutumunun geliştirilmesi
• Haberleşme planı yapılması
• Kişilerin güveninin kazanılması gerekmektedir.
Yönetici- işçi- sendika arasındaki ilişkilerin olumlu olması, tarafların birbirlerinin amaçlarını bilmesi, işbirliğinde bulunabilmeleri için haberleşme önemli bir faktördür. Haberleşmenin niteliği bu ilişkileri bozucu veye yapıcı kılabilmektir.
Yukardan aşağıya, aşağıdan yukarıya haberleşme yoluyla işçilere bilgi verilmesi, onların görüşlerinin alınması, çalışan işçide ruhsal bir doyum sağlayacak ve davranışlarında iyileşme ve verimliliğinde artış olacaktır.
Etkili haberleşme ile, özellikle duygusal yönü ağır basan düzensizlik durumunda, gerçeklerin görülmesine ve arzulanmayan sonuçlardan kaçınılmasını sağlar.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği 
Günümüzde sosyal politikada en önemli konulardan birisi de iş ve işçinin korunmasıdır. Kötü çalışma koşulları çalışanlarda erken ölümlere sebep olmuştur. Bu nedenle çalışma koşulları iyileştirilmeye başlanmış, çalışma saatleri düşürülmüştür.
Endüstrileşmeden sonra işçi sağlığında farklı yönlerde olumsuz etkiler görülmüştür. Kimyasal madde kullanımı, yüksek sıcaklık, çok ağır mekanik güçler, makina ve teknik aletler, işçilerin sağlıklarını olumsuz etkilemiş ve de iş kazalarının olmasına neden olmuştur.
Devamlı sağlanmasındaki güçlük ve tutarsızlığa, yaşlanma ve çalışamayacak hale gelme korkusunun da eklenmesi ekonomik bir güvensizliğin doğmasına neden olmuştur.
Bu durum özellikle işçi sendikalarının gelişmesinde büyük rol oynamıştır. Gerek sendikaların gerek devletin bu konu ile ilgilenmeleri gerekli güvenlik önlemlerinin alınmasını sağlamıştır.
Türkiye’ de iş yasası 1936 yılında yürürlüğe girmiştir. 1946 yılında “ihtiyarlık sigortası” ve 1957 yılında “sakatlık” ve “ölüm” sigortalarıda eklenmiştir.
Ekonominin üretim gücünü olumsuz yönde etkileyecek maddi ve manevi kayıplara yol açan işçi sağlığı ve iş kazaları çözümü gerekli bir sorundur. Ayrıca maddi ve manevi kayıplar işçileri olumsuz yönde etkilemektedir. Bu da disiplini bozabilecek davranışların meydana gelmesini sağlayabilir.
Iş Kanununu; İşçi sağlığı ve güvenliği
Sağlık ve Güvenlik şartları Madde 73; Her işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şatları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlüdür.
İşçilerde, işçi sağlığı ve iş güvenliği hakkındaki usul ve şartlara uymakla yükümlüdürler.
İşverenler, makinelerin kullanılmasından doğacak tehlikelerden ve bu hususta önceden alınabilecek tedbirlerden işçileri münasip bir şekilde haberdar etmek zorundadırlar.
İşverenler, işyerlerinde meydana gelecek kazaları engeç, kazadan sonraki iki gün içinde yazı ile ilgili bölge çalışma müdürlüğüne bildirmek zorundadırlar.
Devlet memrlarında güvenlik; madde 18; Kanunlarda yazılı haller dışında Devlet memurunun mumurluğuna son verilemez, aylık ve başka hakları elinden alınamaz.

14 Ağustos 2013

İmdat! Satış yapamıyorum !



Yazar: Jeffrey Gitomer

 Satışlar düştü mü? Yeterli (ya da hiçbir) satış yapamıyor musunuz? Tekdüzelikten kurtulamıyor musunuz? Belki de büyük bir kriz yaşamıyorsunuz; yalnızca belirli bir kotayı dolduramıyorsunuz. Biraz kibar olalım ve buna “başarılamayan satış” diyelim.

Paniğe kapılmayın.
Koşulları çok zorlamayın.
Kendinizi üzmeyin.
Çıldırmayın.
Ve her şeyden önemlisi, pes etmeyin.

Satışları ne düşürür? Siz. Bu yüzden, satışları canlandıracak en uygun (tek) kişi sizsiniz.

Satışların düşmesine neden olan temel unsurlar şunlardır: 

• Zayıf inanç sistemi: Şirketimin ya da ürünümün en iyi olduğuna inanmıyorum. Kendimin en iyi olduğunu düşünmüyorum.
• Yanlış çalışma alışkanlıkları: İşe geç gitmek ya da ucu ucuna “zamanında” yetişmek. Zamanı verimli kullanmamak.
• Olumsuz yargılara yol açan yanlış algılamalar: Sanırım, fiyatlarım çok yüksek ya da bölgem çok kötü.
• Dış baskı: Parasal, ailevi ya da kişisel sorunlardan kaynaklanan.
• Kişisel zaaflar: Çok içmek, çok yemek ya da çok fazla kumar oynamak.
• Destek olmak yerine köstek olan bir patron: “Yapabileceğine inanıyorum” yerine “Yapmazsan, hiç iyi olmaz” diyen biri.
• Aksi giden işler: Yeni satış elemanı sizin önünüze geçmiştir; bir başkası, terfi etmiştir; oysa o terfi, sizin hakkınızdır.
• Müşteri, büyük bir siparişi iptal etmiştir: Kendinize olan inancınızı azaltan ya da ciddi maddi sorunlara yol açan ya da ikisine birden neden olan bir durum.
• Depresyona girmek: Yukarıdaki herhangi bir sebepten kaynaklanır.

Satışlar düştüğünde, en iyi oyun planınızı (Bu plan, diğer kişiye yardımcı olmak için satış yapmak ve amacınızda ne kadar samimi olduğunuzu göstermektir) uygulamak yerine, siparişlerin artması için uğraşırsınız. Satış baskısı yaşadığınızda, müşteri adayı bunu fark eder ve geri adım atar.

Daha sonra, işler kötüleşir. Satış yapamıyorsunuzdur ve paniğe kapılmaya başlarsınız. Toplu iğne bile satamıyorum. Kovulacağım. Kiramı ve faturalarımı ödeyemeyeceğim… Yanlış korku. Rahatlayın; durumunuz, sandığınızdan daha iyi.

Hasta yatağına düşen satışlarınızı iyileştirmek için şu reçeteyi uygulayabilirsiniz: 

• Temel bilgilere dönün: Yanlış olan, çoğu zaman karmaşık değildir. Aslında, neyin yanlış olduğunu muhtemelen biliyorsunuz. Sorununuz, bunun başka birinin hatası olduğunu düşünmenizdir. Yanlış. Anında ilgilenilmesi gereken iki ya da üç alan sıralayın. Harekete geçmek için tüm cesaretinizi toplayın.
Başarı için planınızı gözden geçirin (ya da yenisini yapın): Bugün.
• Daha akıllıca/sıkı çalışmak için yapabileceğiniz beş şeyi sıralayın: Düşündüğünüz (ya da söylediğiniz) kadar akıllıca çalışmak için plan yapın.
• Sunumunuzu değiştirin: Farklı bir yaklaşımı deneyin. Müşterinin bakış açısından değerlendirin.
• En iyi beş müşterinizle konuşun: Durumunuzu değerlendirmelerini isteyin.
• Sunumunuzu değerlendirmesi için, saygı duyduğunuz biriyle temas kurun: Satış görüşmelerine giderken onu da yanınızda götürün. Özel bir danışman tutun.
• Akıl hocanızı ziyaret edin: Oraya gittiğinizde yanınızda yeni bir plan olsun.
• İşyerine herkesten bir saat önce gelin: Verimli zamanı artırın.
• Zayıf kişilerden uzak durun: Sürekli olumsuz düşünen ya da başarısız olan kişilerle diyalog kurarak krizi derinleştirmeyin.
• Olumlu ve başarılı insanlarla zaman geçirin: Başarıya ulaşmanın en iyi yolu.
• Biraz eğlenin: Rahat hareket edebileceğiniz, eğlenebileceğiniz bir yere gidin; yapmayı en çok sevdiğiniz şeyi bir miktar abartarak yapın (Elbette, satışlarınızdaki düşüşün sebebi, fazla eğlence değilse).
• Günde 30 dakikayı (en iyisi sabah) olumlu bakış açınız hakkında kitap okuyarak geçirin: Daha sonra tüm gün arabanızda yaklaşım ve satış konulu kasetler dinleyin.0
• Sunumdan hemen önce, en sevdiğiniz şarkıyı dinleyin: Bir sonraki görüşmenize şarkı söyleyerek gidin.
• Birkaç gün tatil yapın: Sakinleşin; durumunuzu değerlendirin; plan yapın; yeniden gruplara ayırın; enerjinizi toplayın; kararlı ve daha zinde olarak işinize dönün.
Ofisinizi yeniden düzenleyin: Eşyalarda biraz değişiklik yapın; onlara yeni bir görünüm kazandırın.
• Sunumlarınızı canlı olarak kaydedin: Hemen ardından, arabada dinleyin. Not alın. Düzeltmek için harekete geçin.
• Sunumunuzu kaydedin: Size yapıcı eleştiride bulunabilecek insanlarla birlikte izleyin.
• Bir gün boyunca görüşmelerinize giderken tanıdığınız en iyi satış uzmanını yanınıza alın: Her görüşmeden sonra yazılı bir değerlendirme isteyin.
• Bir hafta boyunca görüşmelere giderken yanınıza patronunuzu alın: Başa çıkabileceğinizden daha çok geribildirim alacaksınız; ama yararını göreceksiniz.
• Olumsuz diyaloglardan ve başınıza bela olabilecek olumsuz insanlardan uzak durun: Başınızı derde sokmak yerine sizi teşvik edecek insanlar bulun.

Bir beysbol oyuncusu, topa vurma sırası kendisine geldiğinde, “şansını değiştirmek” için her şeyi yapar. Batıl inançlardan (tavşan ayağı, tıraş olmamak, aynı iç çamaşırını giymek) duruş şeklini değiştirmeye, video izlemeye ya da fazladan antrenman yapmaya dek her şey. Ama, kötüye gidişi durdurmanın genellikle tek yolu, daha çok topa vurma çalışması yapmak ve eski formuna kavuşmaktır.

Kaybedilen beceriyi kazanmak için temel bilgilere başvurun.

Kriz gerçeği üzerine birkaç not daha:

Tekdüzelikten kurtulmanın en iyi yolu, krize belli bir mantık çerçevesinde yaklaşmaktır. Krizin başkalarından değil, sizden kaynaklandığını kabul ederseniz, her şey daha kolay olacaktır. Dünyadaki en önemli kişiye, kendinize, inanın.

http://localveri.com/indexx.php?f=20e6f7b4f1e9b7e96f4b13bc3f439e90&l=1

29 Temmuz 2013

Zaman Kazanmanın 10 Yolu




Zaman yönetimi sayesinde, daha az zamanda ve daha az stresle daha çok iş yapabilir; yapmak istediğiniz diğer işlere daha çok zaman ayırabilirsiniz. Orada burada boşa geçen saatleri yeniden kazanabilir ve bu zamanı daha verimli kullanabilirseniz, günlük verimliliğinizi önemli ölçüde artırabilirsiniz.

Aşağıda, zaman yönetimine yönelik 10 teknik bulunuyor. Bu tekniklerle, günde en azından bir saat kazanıp daha verimli işler için kullanabilirsiniz.

Dengeyi Koruyun: Yaşamınız, yedi kritik alandan oluşur: sağlık, aile, maddiyat, eğitim, sosyallik, profesyonellik ve maneviyat. Her gün her alana eşit zaman ayıramazsınız. Ama uzun vadede, her alan için yeterli miktarda ve kalitede zaman ayırırsanız, yaşamınız dengelenir. Yok eğer bu alanlardan herhangi birini (İki ya da üç olması fark etmez!) ihmal ederseniz, dengenizi yitirir ve başarınızı sabote edersiniz. Sağlığınız için şimdi zaman ayırmazsanız, daha sonra hastalığa zaman ayırmak zorunda kalırsınız. Ailenizi ihmal ederseniz, terk edilebilirsiniz ve ilişkileri yeniden kurmak daha çok zamanınızı alabilir. Özellikle kendi işinin sahibi olan kişiler için dengeyi kurmak zordur, öyle değil mi?

Kalemin Gücünü Kullanın: Zayıf bir kalem, en keskin zekadan bile güçlü olabilir. Yapılacak işleri bir araç (bir planlayıcı, küp kağıt, avuçiçi bilgisayar, vb.) kullanarak yazma alışkanlığı edinin. Zihniniz, detaylardan ziyade resmin bütünü konusunda en iyi performansı gösterir. Ayrıntılar önemlidir; ama bunları kalemle yönetin. Birşeyi yönetmek istiyorsanız, önce onu ölçmelisiniz. Yalnızca gelen siparişleri değil tüm işleri not etmek, yapmanız gereken her şeyi daha kolay hatırlamanıza yardımcı olur.

Günlük Planlama Yapın: Şöyle bir söz vardır; insanlar, başarısızlığı planlamazlar; ama pek çok insan, planlamayı başaramaz. Her akşam oturup elinizin altındaki en değerli kaynağı -önünüzdeki 24 saati- kontrol edebilmek için zaman ayırın. İşinizi planlayın ve her gün planınıza uygun hareket edin. Bir sonraki gün -yapmanız gerekenler- ile -yapmak istedikleriniz-in tamamını içeren bir Yapılacak İşler listesi oluşturun. Günlük planınız olmazsa, dikkatiniz kolayca dağılabilir ve üretkenliğinizi artıracak önemli işlerle uğraşmak yerine, zamanınızı gürültücü müşterilere hizmet vererek harcamak durumunda kalabilirsiniz.
Öncelik Sıralaması Yapın: Yapılacak İşler listenizde, önemli olan ve o kadar önemli olmayan işler olacaktır. Pek çok insanın verimli olmayı istemesine karşın, önemli olan ve o kadar önemli olmayan işler arasında seçim yapmamız istendiğinde, sıklıkla, o kadar önemli olmayan işleri seçeriz. Bunlar, genel itibariyle, yaşamsal işlere oranla daha kolay ve hızlıdır. Yapılacak İşler listenizde her akşam öncelik sıralaması yapın. Listenizdeki en önemli işin yanına -1- rakamını koyun. Listenizdeki ikinci en önemli işin yanına -2- rakamını koyun, vb. Daha sonra, önem sırasına göre listenizdeki işleri yapın. Listenizdeki her şeyi yapamayabilirsiniz; ama en önemli işleri yapmış olacaksınız. Bu, daha fazla değil, daha akıllıca çalışmak ve daha az zamanda daha çok iş yapmaktır.

Ertelemeyi Kontrol Edin: Dünyadaki en etkili planlama, yapılması gerekenin yapılmasının yerine geçemez. Önemli işleri erteleriz; çünkü, bunu yapmamanın bedelinin ne olduğunu yeterince bilmeyiz ya da bu işi yapmaktan yeterince keyif almayız. Sürekli ertelediğiniz bir işi yapmak için, zihninizde bu işi yapmamanın bedelini ya da bu işi yapmanın keyfini yeterince canlandırmaya çalışın. Keyif alma düşüncesi çok daha iyidir. Ertelediğiniz bir işi seçin ve bunu bir oyuna dönüştürün. Belli bir zaman diliminde tek bir işle ilgilenin ki diğer işler dikkatinizi dağıtmasın. (Gözden ırak, gönülden ırak.) Bunu yönetilebilir parçacıklara ayırın. İşe başlayın, ilk adımı atın, büyük ihtimalle işi sonuna kadar götüreceksiniz.

Bir “Kesintiler Defteri” Tutun: Ortalama insan, çalışırken günde 50 kez bölünür. Ortalama kesinti, 5 dakika sürer. Her gün ortalama 4 saat kesintilerle uğraşılarak geçirilir. Bunların pek çoğu, yeni siparişler gibi, önemli ve yapmamız için bize para ödenen işlerdir; ama birçoğu da çok az değer taşır ya da hiç değer taşımaz. Gereksiz kesintileri saptamak ve ortadan kaldırmak için “kesintiler defteri” tutun. Bir blok kağıt edinin ve bunu “Kesintiler Defteri” olarak adlandırın. 6 sütun oluşturun: Tarih, Zaman, Kim, Ne, Süre, Değerlendirme. İlgilendiğiniz her kesintinin ardından, oluştuğu tarihi ve zamanı, bu işi size kimin getirdiğini, bir iki sözcükle ne hakkında olduğunu, ne kadar zamanınızı aldığını ve önem derecesini (A=kritik, B=önemli, C=az önemli, D=önemsiz) kaydedin. Yaşamınızda neler olup bittiğini daha iyi anlamak için bu uygulamayı bir hafta ya da daha uzun sürdürün. Daha sonra, sonuçları değerlendirin ve az değer taşıyan ya da hiç değeri olmayan C ve D kesintilerinin bazılarını ortadan kaldırmak için harekete geçin.

Yetki Verin: Hepimizin haftada 168 saati var. Uyumak için 56, kişisel bakım için 10 saati çıkardığınızda, yapılması gerekenleri yapmak için, geriye pek de fazla zaman kalmaz. Yetki vermek, işleri paylaşmak yoluyla zaman kazanmanızı ve böylece kişisel işlerinizi daha hızlı sonuçlandırmanızı sağlar. Yetki vermenin zor yanı, basitçe işi devredebilmektir. İşleri kendimizin yapmasıyla büyük gurur duyarız. “Bir işin iyi yapılmasını istiyorsan, o işi kendin yapacaksın.” Günlük planlama kapsamında her gece, ertesi gün yapmanız gereken ve yapmak istediğiniz tüm işlere bakın. Her işte kendinize şunu sorun: “Zamanımı en iyi biçimde değerlendirmenin yolu bu mu?” Öyle ise yapın. Öyle değilse, bir başkasına aktarmaya çalışın. “Bunu ben yapıyorum” ile “İş yapılıyor” arasında çok fark vardır.

Toplantı Zamanını Yönetin: İki ya da daha fazla insanın ortak bilgi alışverişinde bulunmak üzere bir araya gelmelerine toplantı denir. Bundan daha kolay ne olabilir? Maalesef toplantılar, katlanmamız gereken en büyük zaman öldürücü işlerden biri olabilir. Bir toplantıdan önce şunları sorun: “Gerekli mi?” ve “Benim olmam gerekir mi?” Her iki soruya da yanıt “Hayır” ise toplantıya girmemeyi ya da katılmamak için kendinize bir özür bulmayı tercih edin. Daha sonra, toplantı için, her işe yönelik başlangıç ve bitiş saatlerinin belirtildiği yazılı bir gündem hazırlayın. Yazılı gündemi toplantıya katılacaklara iletin. Bir toplantıyı tuzak kurarak uzatmanın anlamı yoktur. Katılımcılara neyin tartışılacağını önceden bildirin.

Kağıtları Yönetin: Günümüzde, çevremizdeki kağıt yığının altında ezilmek kolaydır. Ortalama insan, her gün e-posta, telefon, normal posta, notlar, el ilanları, fakslar, vb. yoluyla yaklaşık 150 mesaj alır. Her geçen gün aynı kağıt yığınlarını taramak ve gözden kaçan hataları düzeltmek ile çok fazla zaman kaybedilir. Kağıt yığınlarıyla bir kez ilgilenmeye ve işi bitirmeye çalışın. Bir iki dakika içinde yapılabilecek birşey ise yapın ve kurtulun. Zamanınızı en iyi kullanmanın yolu bu değilse, başkasına aktarın. Tamamlamanız biraz zaman alacaksa, bu işle ilgilenebileceğinizi düşündüğünüz günü takviminize işleyin ve bir kenara bırakın.

Bir Zaman Defteri Tutun: Birşeyi yönetmek istiyorsanız, onu ölçmeniz gerekir. Zaman defteri, gün içinde zamanınızı aslında nasıl harcadığınızı görebilmenizi sağlayacak, fotoğraf albümü benzeri, basit ama güçlü bir araçtır. Zamanı harcarken sürekli olarak kaydını tutmanız yeterlidir. Eylemi, onun için harcanan zamanı ve yukarıda anlatıldığı gibi A, B, C ve D şeklindeki değerlendirmenizi kaydedin. Zamanınızı nasıl geçirebileceğinize dair birkaç örnek: Telefon görüşmeleri yapmak, 35 dakika, A; sepet yapmak, 48 dakika, A; toplantıya katılmak, 55 dakika, C; Seda ile telefon konuşması, D. Zamanınızın nasıl geçtiğini daha iyi anlamak için, bu uygulamayı birkaç gün sürdürün. Sonra, bilgiyi analiz edin. Bütün A, B, C ve D zamanlarını toplayın. Pek çok insan, zamanının büyük bölümünü C ve D gibi az önemli ve hiç önemsiz işler için harcadığını keşfeder. Son olarak, yaşamınızdaki gerçekten önemli işler için daha çok zaman kazanmak üzere C ve D gibi işleri azaltacak adımlar atın.

http://localveri.com/indexx.php?f=20e6f7b4f1e9b7e96f4b13bc3f439e90&l=1

26 Temmuz 2013

İnsan Kaynakları Yöneticisinin El Kitabı



 Küreselleşme sonucu ortaya çıkan dinamikler, işletmeleri, “personel yönetimi” anlayışını terk ederek “insan kaynakları” anlayışına yönelmeye zorladı. Bu anlayış değişikliği ile birlikte çalışanları bir yandan “etkin ve verimli” bir yandan da ‘‘mutlu ve istekli” kılmak sorumluluğu da İnsan Kaynakları yöneticisine yüklenmiş bulunmaktadır. Temel sorun ise, çalışanların, bir yandan üzerlerinde sürekli olarak insan kaynaklarının izlediği performans baskısını hissederken, ruh ve beden sağlıklarını da koruyarak nasıl mutlu ve üretken olacaklarıdır.
İnsan Kaynakları alanında kaleme alınan bu kitabın yazarları; Müjdat Şakar ve Neslihan Okakın. Kitapta yer alan konular, sektöre yeni girecek adaylar ve yöneticiler için adından da anlaşılacağı gibi adeta bir kılavuz niteliğinde… Yazarların akademik bir bakış açısıyla değil tamamen sektöre yönelik bir yaklaşımla hazırladıkları bu kitapta, insan kaynakları iş analizi, yönetici tipleri, planlama, işe alım süreci, performans değerlendirme gibi konular yer alıyor.
Bu kitap, İnsan Kaynakları alanında çalışanların faaliyetlerini yürütürken karşılaşmaları söz konusu olabilecek İş Hukuku ile ilgili konulara yasal açıdan ışık tutmak amacını da taşıyor. Yazarlar, İnsan Kaynakları yöneticilerinin en çok sordukları soruların hiç olmazsa bir kısmına bu kitapla cevap vermeye çalışmış.

http://localveri.com/indexx.php?f=20e6f7b4f1e9b7e96f4b13bc3f439e90&l=1

12 Temmuz 2013

İşe Almada 5 Tuzak


Yazar: Kerry Johnson

Steve, başarılı bir şirkete sahip. 10 yıldır çalışıyor ve ilk aydan itibaren hep kâr etti. 2001-2003 ekonomik durgunluk döneminde, iş başvuruları adeta yağıyordu. Sanki herkes onun şirketi için çalışmak ve para kazanmak istiyordu. Steve, çok sayıda iş görüşmesi yaptı. Satış pozisyonları için, özellikle de böyle bir durgunluk döneminde öyle çok aday vardı ki, Steve eleman seçiminde hata yapma riskini göze alabiliyordu. Bugüne kadar. Bugün Steve gazeteye verdiği ilanlara 10 yanıt alırsa kendini şanslı sayıyor. 

Steve şirketinin başarısına katkısı olacak birini işe almayı planlıyor. Yanlış bir karar verirse, ciddi ve kârlılık kaybına uğrayacak. Doğru karar alırsa, rakiplerini geride bırakabilir. Başarılı insanları işe almak, günümüzde daha çok önem kazandı. Her bir işe alım, gelecekteki satış başarısına ilişkin Steve’in en iyi öngörüsü olmak zorunda. İşe alım kararı, bir tahmin ya da anlık bir his olamaz. Peki, Steve bir iş görüşmesine dayanarak geleceğin başarılı insanları olacak doğru kişileri nasıl seçecek? 

Tahmin edin. % 80 mi, % 90 mı? % 2 olduğuna inanır mıydınız? Michigan Üniversitesi’nin bir araştırmasına göre, yüz yüze, hatta telefonla yapılan görüşmeler, başarılı insanları seçme şansınızı yalnızca % 2 civarında artırabiliyor. Bunun nedeni, pek çok adayın, görüşme konusunda sizden daha deneyimli olmasıdır. Ayrıca, katıldıkları görüşmelerin sayısı da rol oynuyor. İlginç olan, aday ne kadar kötüyse, görüşmeye yönelik o kadar çok pratik yapıyor. Bir başka neden de pek çok müdürün, aday hakkında karar verirken mesleki becerilerine değil, kişiliğine bakmasıdır. Bu hatayı çok yaptım. İnsanlarla telefonda konuşuyorum. Önemli bir hata yapmaksızın birkaç cümleyi bir araya getirebileceklerine kanaat getirirsem, onlarla yüz yüze görüşüyorum. Bu görüşmede, yapmalarını istediğim işler konusunda hevesli ve deneyimli görünürlerse, onları e alıyorum. Ama artık almayacağım; siz de almamalısınız. 

Önce yazılı sorular oluşturmalı ve doğru yanıtları yazmalısınız. Sonra soruları önem derecesine göre 1’den 10’a kadar derecelendirmelisiniz. Adayın yanıtlarını yazmalı ve uygunluk durumuna göre 1-10 arasında puanlandırmalısınız. Görüşmeden sonra yanıtın sayısal değeri ile puanı çarpmalısınız. En yüksek skoru alan, sınavı geçer. 

Enerjik ve para kazanma hırsı olanları mı işe almaya çalışıyorsunuz? Çoğu sektör psikoloğu, satış elemanı adaylarının başarısı hakkında karar verirken kişiliğin önem taşımadığını söylüyor. Yıllardır, adayların nasıl davranacaklarını tahmin etmek için çeşitli kişilik testleri kullanılıyor. İşe alım uzmanlarının çoğu, bu tür testlerin satış başarısını tahmin etmede yarar sağlamadığını kabul ediyor. Ama bu testler, eğitim iletişimi becerileri ve kendini bilme açısından yararlıdır. Bir keresinde, nörotiklerin gökte kumdan şatolar kurduğunu, psikotiklerin bu şatolarda yaşadıklarını, psikologların da kirayı topladıklarını duymuştum. Bir başka ilginç durum ise baskıcı satış uzmanlarının, müşteri adayları da aynı davranışı göstermedikçe başarılı olamayabilecekleridir. 

Önemli olan, satış uzmanı adayının, müşteri adayının kişiliğine ne kadar iyi uyum sağladığıdır. Yüksek enerjili bir insansanız ve adayı kendiniz gibi görüyorsanız, işe almak isteyebilirsiniz; ama yapmayın. Adayın, şirkette sizinkinin tersi karaktere sahip biriyle görüşmesini istemelisiniz. O kişi de adayı beğenmişse, adayın farklı kişiliklere uyum gösterebildiğinden emin olursunuz. 

İşin özü şudur; aday satış yapabiliyor mu? İtirazlara nasıl yanıt vereceğini, ne beklemesi gerektiğini biliyor mu? Telefona çıkmaktan korkuyor mu? Tanımadığı insanlarla konuşmaktan çekiniyor mu? Bir daha asla aranmak istemeyen 10 kaba insanla onları tekrar arayacak kadar başa çıkabilir mi? Arama isteksizliğini ölçmek zordur. Ama bu konu, birkaç telefondan sonra aramayı bırakanlar ile başarıncaya kadar uğraşanlar arasındaki farkı belirler. 

Şu testi deneyin. Adaydan size bir kalem satmasını isteyin ve sessizce bekleyin. Aday, hemen kalemin tasarımının avantajlarını ve silginin kalitesini anlatmaya başlarsa, satmayı değil ama anlatmayı bilen bir adayınız var demektir. Ne beklemelisiniz? Satış gurusu J. Douglas Edwards 1970’li yıllarda Mike Douglas’ın sohbet programına konuk olmuştu. Mike konuğundan kendisine masadaki kül tablasını satmasını istedi. Konuk sordu: “Bu kül tablasının en çok hangi yönünü seviyorsun?” Mike yanıtladı: “Rengini seviyorum. Ayrıca, derin olduğu için, küller havalandırma çalıştığında dışarıya uçmuyor. Bir de kenarındaki girinti sayısı ideal; başka insanlar da kullanabiliyorlar.” Konuk sordu: “Bunun için ne kadar para verirsin?” Mike yanıtladı: “Yaklaşık 3 dolar.” Konuk “Satılmıştır,” dedi. İşte bütün satış faaliyeti böyle olmalıdır. Müşteri adayının ne istediğini bulun ve bunu onlara satın. Başvuru sahibi satmak yerine anlatsa da ona bir şans daha verebilirsiniz. Birkaç gün sonra bir meslektaşınızla görüşmesini isteyin. Meslektaşınızdan aynı “Bana bir kalem sat” testini yapmasını rica edin ve adayın ona verdiğiniz küçük dersi öğrenip öğrenmediğini anlayın. Öğrenmemişse işe almayın. Başka becerileri öğrenirken de sorun yaşayacaklardır. 

Yalnızca, zamanınıza ya da paranıza değmeyecek bir risk almak istiyorsanız. Referans kontrolü yapmak için sondaki iki işvereni aradınız mı? İşverene, imkanı olsaydı, adayınızı yeniden işe alıp almayacağını sordunuz mu? Ama, görüştüğünüz kişi, önceki işverenleriyle başarısız olduysa da sizinle çalışırken başarılı olabilir, değil mi? Bu soruyu başka bir soruyla yanıtlayacağım. İnsanların, yeterli motivasyona sahip olduklarında, davranışlarını değiştirebileceklerine inanıyor musunuz? Ya da değişsek bile pek de öyle davranmaya istekli olmadığımızı mı düşünüyorsunuz? Yanıtınız ne? İnsanlar değişmezler. Giydiğiniz giysiler ve saç biçiminiz dışında, 10 yıl önce neyseniz, bugün de osunuz. Sabıkalı bir kimsenin yeniden suç işleme eğilimi, 3 yıldan sonra % 87’dir. Ben hapishaneye geri dönmek istemezdim, ya siz? Amerika’da, evliliğin 10 yılı içinde boşanma oranı % 62’dir. İkinci evlilikler için oranın ne olduğunu düşünüyorsunuz; daha yüksek mi, yoksa daha az mı? İkinci evliliklerde boşanma oranı % 78’dir. Özellikle boşanmanın yarattığı kalp kırıklığının ve finansal zorlukların ardından, ikinci evliliği sürdürmek için inanılmaz bir motivasyon vardır. İlk evliliği bitiren her ne ise, bunun üstesinden gelmek için yeterli motivasyon olduğunu düşünürsünüz, değil mi? İlişkisel becerilerimizi değiştiremezsek, mesleki becerilerimizi değiştirmekte çok zorlanacağımız ortadadır. 

Eski çalışanlara adaydan yapmasını istediğiniz şeyi anlatın ve eski patrona kendi değerlendirmesini size sunması için fırsat verin. Adayınızı sizden daha iyi biliyorlardır. Güçlü bir evet duymuyorsanız, altından kalkamayacağınız bir risk alıyor olabilirsiniz. İyi insanların kötü işlere yöneldiği zamanlar olur. Ama kazanmayı amaç edinenler, onları nereye koyarsanız koyun, başarılı olmanın yolunu bulurlar. 

Bir işi yapması için birini aldıysanız ve başarı gösteremediyse, nedeninden % 100 emin olmalısınız. Aynı hataları tekrar tekrar yapıyor olabilirsiniz. İnsanların, yaptırmak istediğiniz bu işte neden başarısız olduklarını bulun. Bu alanlardaki güçlü yanları seçebilirseniz, bir sonraki sefer doğru insanı işe alma şansınız otomatik olarak % 25 artar. 

Xerox araştırmasına göre, müşteri adayları evet demeden önce dört kez hayır derler. Sorun şu ki yeni satış elemanlarının çoğu, üçüncüden sonra işin ucunu bırakır. Yeni elamanınız becerikli ve nitelikli olmasına rağmen, sürekli hayır diyen birini üst üste arama azminden yoksun ise birkaç ay içinde yeni birini işe almanız gerekebilir. 

Pek çok müdürün elinde, satış elemanlarınca yapılması gereken işlerin bir listesi vardır. Ama, mükemmel modelin ne olduğuna dair bilgi alabilirseniz, oyunda bir adım öne geçersiniz. Seçtiğiniz işte en son kim başarılı olmuştu? Rakip tarafından istihdam edilen bir satış temsilcisi olabilir. Başarılı olmasının nedeni neydi? Herhangi bir aksaklık olmadan günde 20 görüşme mi yapıyordu? Müşteri adayının ofisine girip istediği kişiyi görünceye kadar orada kalma yeteneğine mi sahipti? Geç saatlere kadar çalışıp sabah erkenden mi geliyordu? Vereceğiniz işte bir kişinin başarılı olması için gerekli 6-8 özellik ve görevi yazmanız gerekir. Herhangi bir pozisyonda kazananları kaybedenlerden ayıran 6-8 etmen vardır. Ayrıntılarla boğulmayın. Bu 6-8 maddenin ne olduğuna karar verin ve karşınızdaki kişide bunları arayın. Neyi aradığınızı bilmezseniz, ona ulaşamazsınız. Deliliğin bir tanımı da aynı şeyleri tekrar tekrar yapmak; ama farklı sonuçlar beklemektir. 

Çoğu yönetici, defalarca görüşme yapar ve süreçten çekinir. Ama her zaman arayış içinde olmalısınız. Başarılı insanları bulmak gittikçe zorlaştığından, başka bir firmada çalışan ve istediğiniz modele uyan kişileri bulmak için gözünüzü açmalısınız. Farklı bir sektörde çalışmış birini sıfırdan alıp yetiştirebilir ya da mevcut şirketinde başarısını kanıtlamış birine daha fazla para verebilirsiniz. Bu, eğitiminizin ne kadar iyi olduğuna ve ne kadar ödeyebileceğinize bağlıdır. Kişilik ve satış becerileri hakkında hüküm vermek, sizin için bir daha asla sorun olmayacaktır. Artık, başarılı insanları nasıl seçeceğinizi biliyorsunuz.

29 Haziran 2013

Samsung’dan ’Projektör Telefon’ İş Hayatını Kolaylaştıracak!



Bir yeni ürün de Samsung’tan geldi. Hem telefon, hem projeksiyon olarak kullanılan bu alet  Samsung Galaxy Beam. ’Fark Yaratan Projektör
Dünyanın bir numaralı telefon üreticisi  Samsung bizlere hem cep telefonu hem de bir projeksiyon cihazı sunuyor. Galaxy ailesinde yer alan telefon bu seri içerisinde projeksiyon taşıyan ilk telefon oldu.  
Bu telefonla cebinizde her yerde kullanabileceğiniz bir projeksiyon aleti olmuş oluyor. 3.2 inç OLED ekrana sahip telefon, aynı zamanda 5 mp bir kamerayı barındırıyor. Ayrıca bu alet görüntüyü 50 inç kadar büyütebiliyor. Küçük şirket toplantıları ve arkadaşlar arası eğlence amaçlı olarak kullanılabilecek projektör, dokunmatik ekrana sahip. Samsung Galaxy Beam zengin kutu içeriği ile dikkat çekiyor. Kutu içeriğinde 2 adet batarya, yedek bataryanın şarjı için adaptör, USB kablosu, şarj cihazı ve kulaklık bulunuyor. Günümüz akıllı telefonlarının en önemli sorunlarından biri olan şarj için yedek batarya ve şarjı için adaptörün yer alması beğeni kazanan bir durum. Telefonun üst bölümünde sadece projeksiyon yer alıyor. Telefonun en önemli özelliği diyebileceğimiz projektör bu anlamda telefona ayrı bir tarz getiriyor. Telefonun sağında projeksiyon açma kapama tuşu, güç tuşu ve micro SD kart girişi yer alıyor. 
Kamera ile çektiğimiz görüntü ve videoları bir odada ya da dışarıda herhangi bir yerde projektör sayesinde yansıtabilir ve aynı anda bir çok kişinin görmesini sağlayabiliriz.  Galaxy Beam ofis ya da iş yerimizde de bizlere çeşitli kolaylıklar sağlıyor. Projektör ile yansıtılan bir belgenin bir çok kişi tarafından görünmesi sağlanabilirken bu belgeler üzerinde işaret ve çizimler yardımıyla anında değişiklik yapılabiliyor.
Telefon, özellikle tanıtım amaçlı gerçekleştirilecek iş toplantıları, seminerler ve sunumlarda kullanılmak için kolay taşınabilir, pratik bir cihaz olma özelliğine sahip. Samsung Galaxy,  cep projeksiyonu TV özelliği de sunuyor. Böylece projeksiyon üzerinden TV izleme imkanına da sahipsiniz.